Geçen gün benden özgeçmişimi istediler. Bu tür talepler insanı ister istemez kendisiyle karşı karşıya bırakıyor. Ben de oturup yazmaya başlayınca fark ettim: Yıllardır yaptığım iş, sandığımdan daha tuhaf bir yerde duruyormuş. Bu durumu bir cümle ile açıklamak kolay değil.
Douglas Adams'ın "Dirk Gently'nin Holistik Dedektiflik Bürosu" kitabında defalarca vurgulandığı gibi "her şey birbiriyle bağlantılı." Dirk Gently, geleneksel dedektiflerin aksine, evrendeki her şeyin birbiriyle bir şekilde bağlantılı olduğuna inanan biri. Bu yüzden ben de bu yaklaşımdan yola çıkarak şunu sordum kendime: Benim yaptığım işi yapan başka biri var mı
Soruyu yanıtlamadan önce özgeçmiş meselesine dönmek istiyorum, Milliyet'te "Yazı Saati" köşesinde 2021'den beri çoğunlukla saat üzerine yazdığım halde popüler bir internet sitesinin yöneticileri bu alanda bir otorite olup olmadığımı anlamak için özgeçmişimi istediler. Bu soru beni duraksattı; çünkü kendime daha önce hiç böyle bakmamıştım. Hem estetik bir nesne hem de bilim ve kültür tarihinin bir parçası olduğu için çok seviyorum diyerek 17 yıldır saat üzerine yazıyorum. Türkiye'deki ilk saat forumunun kurucularından biriyim ve en eski saat bloglarından biri olan mekaniksaat.com bana ait. Uluslararası saat dergilerinin Türkiye edisyonlarında yıllarca editörlük ve çevirmenlik de yaptım ama ilk defa birileri otorite olup olmadığımı soruyordu. Doğrusu kendimi hep "meraklı" kategorisinde gördüğümü söyledim. Ama aldığım yanıt şuydu: Dijital dünyada mesele artık başka bir yerde duruyor, algoritmalar için "otorite" bilginin derinliği ile değil, konumun netliğiyle ölçülüyor.
Bu arada Milliyet'in yazı işleri müdürlerinden Emre Ergül ile yaptığımız "Bir Erkeğin Kaç Saati Olmalı" başlıklı ilk YouTube programı sonrası hem eleştiriler hem övgüler geldi. Uzun yıllardır dijital dünyada bir şekilde varım ama ilk defa böyle bir programda saat üzerine konuştum. Haliyle acemilik vardı biraz da istemeden sivri çıkışlar yapmışım. "Kolunda saati olmayan erkeği ciddiye alamıyorum!" demişim mesela. Sonra kendimi dehşetle izledim. Özgeçmişimi yazarken işte bu halim de aklıma geldi, utanarak araştırma yaparken başka bir şey keşfettim ve ikinci çekimde (eğer olursa) daha itidalli olmaya karar verip programı bir kenara bıraktım.
Sadede geliyorum. Bir metnin ne yazdığı kadar, nerede yayımlandığı da editoryal statüsünü belirler. Batı basını bu konuda çok daha erken kurumsallaşmış, zamanla katı sayılabilecek ayrımlar oluşturmuş. Saat yazarlığı da bu sistem içinde üç düzlemde yer alıyor: ana gazete, ekler ve özel yayınlar.

7