Kirkor Merdinyan (1942–2026)

Yıl 2008. Beyoğlu, İstanbul. O gün Anabala Pasajı'na Nurtap Hanım'ı görmek ve Ken Parker koleksiyonuma yeni bir şeyler katmak için gitmiştim. Ancak tavana kadar çizgi romanlar ve film afişleriyle dolu dükkânı kapalıydı. Beklerken tam karşıdaki kuyumcunun kapısı açıldı. Bir elinde renkli yüzükler olan, tertemiz giyinmiş şık bir beyefendi çıktı ve niçin beklediğimi sordu. Sonra, "Nurtap Hanım'ın arkadaşıysan benim de arkadaşımsın. Orada öyle ayakta durma gel otur içeride bekle" dedi. Vitrindeki enfes bibloların arkasındaki dünyayı görme merakıyla daveti ikiletmedim ve hemen içeri girdim. O zaman vitrindeki o takılardaki ustalığı, her birinin nasıl tasarlanıp üretildiğini ve bunların ardındaki zanaatı henüz bilmiyordum.

Her hafta pasaja gidip geldiğim için göz aşinalığım vardı elbette ama o gün Kirkor Usta ile gerçekten tanıştım. Konuşkan biri olmadığını duymuştum ama o gün öyle değildi, hatta sohbete öylesine dalmıştık ki Nurtap Hanım'ın dükkânı açtığını gördüğüm halde Kirkor Bey'in yanından ayrılmayı istemedim.

Artık ne zaman Beyoğlu'na yolum düşse önce Nurtap Hanım'a uğrar, sonra doğruca karşı dükkâna geçerdim. Oysa ben çizgi roman meraklısıydım, takılardan hiç anlamazdım. Biz de saatlerden konuşurduk. Kirkor Bey de özellikle 1960'ların zarif saatlerine meraklıydı. Bir gün bana küçük saat mekanizmalarından yaptığı yüzük ve kolyeleri göstermişti. İnsanlardan ve insanlık hâllerinden de çok konuşurduk. Sohbet her zaman bulunduğumuz yeri aşar başka bir zamana akardı. Sonra bu ziyaretler bir alışkanlığa dönüştü.

Duvardaki "Çingene Kızı" ismini verdiği tabloya çok takılırdım, hoşgörüsünden güç alıp şakalaşırdım kendisiyle, gülümserdi. Sonra bir akşam çocukluğunu anlatmasını istedim. Anlatmadı. "Memet'çim yedi yaşından beri çalışıyorum ben" dedi.

Sadekâr Kirkor Usta'nın masası aynı zamanda tezgahıydı. Müşteri olmayınca bir yandan çalışır bir yandan sohbet ederdi. Yaptığı çizimlerden örnekler de göstermişti. Kirkor Bey, zor olanı kolaymış gibi gösteren bir zanaatkârdı. Kendine has tasarımları vardı. Vitrini, gösterişten çok zarafeti seven kadınların dikkatini çekerdi.

Kirkor Usta'yı Anabala Pasajı'ndan ayırmak mümkün değil. Aslında onu tanımak biraz da Anabala Pasajı'nı tanımaktır. Koridorun ilerisinde sahaflar vardı eskiden. Hasan Coşkun'un arka kapıya yakın Ex Libris isimli kitapçı dükkânı ve Deniz'in Narmanlı Han'dan sonra bir süre konakladığı D-Tone isimli plakçı uğradığım diğer dükkânlardı. Zamanla gidenler gelenler oldu. Pasaj değişti ama Kirkor Usta hep yerindeydi.