Kadrandaki yüz

12 Mart 2009 günü akşam sularında, Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi üzerindeki Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi'nde "Zamanın Görünen Yüzü Saatler" isimli bir sergi açılışı vardı. Basın mensuplarının ve konuyla yakından ilgili kişilerin davetli olduğu sergiyi daha sonra 28 Haziran'daki kapanışa kadar defalarca gezmek ve aynı ismi taşıyan kitabı okumak önümde yeni ufuklar açtı.

Ahmed Eflâkî Dede, Mehmed Şükrü ve Mustafa Şem'i Pek'in yaptığı saatlerin başka bir kültürü işaret eden kadranlarına bakmak bir nevi ustaların yüzlerine bakmak gibiydi. Aradan kaç sene geçti ama Mustafa Şem'i Pek'in bir duvar saatini ilk gördüğüm anı unutamıyorum. Kadranda bulunan çatlaklar sanki aradan bir ışık sızacak da arkasındaki dünyaya gösterecekmiş gibi duruyordu. Rönesans tablolarındaki çatlaklar geldi aklıma.

O gün zamanın görünen yüzü saatlere ve saatlerin görünen yüzü kadranlara bakmanın basit bir eylem olmadığını öğrendiğim gündü. Saatler insanlık için zamanın görünen yüzüdür. Biz kadrana baktığımızda zamana baktığımızı hissederiz.

Kırmızı harfler

Belki sergiden daha etkileyici olan bir başka şey ise "Saat Kitabı" (2011) isimli eserde Şule Gürbüz'ün "Saate Bakmak" isimli denemesini okumak oldu. Gürbüz'e göre "Saate bakan kendine bakarken, yakın geçmişin aksini ve anı görür."

Bir başkası daha var, yani saatin kendisi. Her saatin kendine has bir yüzü vardır. Özellikle kronograflar, portre resimlerine benzer. Bu açıdan en sevdiğim saat tasarımlarından biri Baltic Bicompax 001. Bu model iki alt kadrandaki gözleriyle ve hemen altta bir insanın dudaklarına benzeyen, kırmızı renkli "Bicompax/Manuel" ibaresiyle birlikte enfes bir tasarımdır. Hepsi aynı tür ama Hanhart 417 serisi, sert bakışıyla çok havalı. Seagull 1963 Chronograph ve Tissot Telemeter 1938 ise benim gibi kitap okumaktan yorgun, gözlüklü birine benziyor. Kendi türlerinde en beğendiğim iki örnek Patek Philippe Ref. 5172G ve Longines Record Heritage Chronograph. İkisinin de çok zarif, soylu ve bakımlı bir yüzü var.

Pareidolia nedir

İşte bu belirsiz veya rastlantısal şekillerde tanıdık bir imge görme eğiliminin psikolojideki adı: Pareidolia. Bulutlarda hayvan figürü, duvar lekelerinde insan silueti, otomobillerin ön panellerinde bir ifade görmemiz hep bu olgunun tezahürleridir. Saat kadranları ise bu eğilim için neredeyse ideal bir zemin sunar. Çünkü beynimiz çoğunlukla "iki nokta ve bir yatay çizgi"yi bir insan yüzü olarak tamamlar. Kadranın dairesel çerçevesi, simetrik yerleşimi ve özellikle de iki yuvarlak alt kadran, hayal gücümüzü harekete geçirmek için biçilmiş kaftandır.