Modern çağ, bizi hiç olmadığı kadar birbirimize bağladığını iddia ederken, tarihin en derin yalnızlık krizinin eşiğine fırlattı. Ekranların arkasına gizlenmiş yüzlerce "arkadaşlık", bildirimlerle süslenmiş sahte "bağlar" ve kalabalıklar içinde boğulan ama ruhu çölde dolaşan milyonlarca insan... Böyle bir dünyada yönünü kaybetmiş bir insan için en korkutucu an, çevresinin aniden daralmaya başladığı, güvendiği insanların sessizce hayatından çekildiği andır.
Ancak tarihin ve ilahi düzenin kadim bir yasası vardır: "Allah, zaferinizi büyütmeden hemen önce çevrenizi daraltabilir." Şu anda hayatınızda bir şeyler parçalanıyor gibi görünüyorsa, sağlam bastığınızı sandığınız zemin ayağınızın altından kayıyorsa ve o çok güvendiğiniz dostluklar hiçbir somut gerekçe sunulmadan eriyip gidiyorsa, durun. Bu bir çöküş değil; bu, hayatınızdaki en büyük dönüşümün eşiğidir. Modern zamanların "her şeye sahip olma" ve "herkesle bağ kurma" illüzyonuna karşılık ilahi irade, sizi büyüteceği alan öncesinde bir "oda temizliği" yapmaktadır.
Modern insan, kaybetmeyi bir yetersizlik semptomu olarak görmeye şartlandırılmıştır. Biri hayatımızdan çıktığında, bir ilişki bittiğinde veya bir dostluk soğuduğunda verdiğimiz ilk psikolojik tepki kendimizi yargılamak olur: "Yeterince iyi değil miydim Bir hata mı yaptım Neden terk edildim"
Oysa ilahi mekanizma böyle çalışmaz. Sizde bir sorun yok; sizin için bir şeyler gerçekleşiyor. Allah insanları, sizi cezalandırmak için hayatınızdan çıkarmaz; sizi hazırlamak için çıkarır. Çevrenizdeki insanların gitmesi, sizin bir eksikliğinizden değil, gideceğiniz yerin ağırlığını herkesin taşıyamayacak olmasındandır.
Ortaya çıkmak üzere olan yeni versiyonunuz, eski çevrenizin kapasitesini aşar. Eğer o insanların hayatınızda kalmasına izin verilseydi, onlar ya sizin hızınızı kesen birer pranga haline geleceklerdi ya da hiç ait olmadıkları yeni bir dönemin ruhsal baskısı altında ezilip size daha büyük zararlar vereceklerdi. İlahi merhamet, bazen korumak istediği kulunun çevresini daraltarak onu görünmez kalkanlarla kuşatır. Bu eksilme, bir ceza değil, bir muhafazadır.
Geriye dönüp insanlık tarihine, kutsal metinlerin şekillendirdiği o büyük kadere baktığımızda değişmeyen bir şablon görürüz: Bereketten önce eksilme, vaatten önce yalnızlık ve büyük atılımdan önce her şeyin elden çıkıyormuş gibi göründüğü bir fetret devri.
"Hz. İbrahim", doğup büyüdüğü toprağı, ailesini ve bildiği tüm konforu geride bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu kopuş, onu milletlerin atası kılacak büyük vaadin ilk adımıydı. "Hz. Yusuf", özenle inşa edilmiş bir aile bağından, öz kardeşlerinin ihanetiyle sökülüp atıldı. Önce bir kuyuya, sonra bir zindana terk edildi. Kardeşlerini ve özgürlüğünü kaybettiği o derin yalnızlık, onu Mısır'ın azizliğine taşıyan merdivenin ilk basamağıydı. "Hz. Davut", krallığın ve toplumun gözündeki konumunu, güvenliğini kaybetti; dağlara, mağaralara sığınmak zorunda kaldı. O kayıp, onun içindeki adil hükümdarı ve mezmurların derinliğini doğurdu. "Hz. Musa", sarayın sunduğu tüm lüksü, konforu ve statüyü bir anda kaybetti. Çölde uzun yıllar sürecek bir sürgün yaşadı. O konfor kaybı olmasaydı, Kızıldeniz'i yaracak olan o asayı elinde tutacak ruhsal olgunluğa asla ulaşamayacaktı.
Bu figürlerin her biri, yaşadıkları kaybın tam diğer tarafında, hayal dahi edemeyecekleri kadar büyük bir hakikate adım attılar. Eğer Yusuf (as) kuyuda ağlarken sürece müdahale etseydi, Mısır'a hazinedar olamazdı. Eğer Musa (as) sarayın konforuna tutunup kalsaydı, kavmini özgürlüğe taşıyan bir rehber olamazdı. Günümüz insanının en büyük yanılgısı, süreci henüz tamamlanmamışken yargılamaktır. Yaşadığınız daralma bir gerileme değil, bir hazırlıktır.
İçinde bulunduğumuz çağ, ilişki kılığına girmiş dikkat dağıtıcılarla ve sadakat kılığına girmiş ağır yüklerle doludur. Modern hayat bizi öyle bir koşturmacaya sokar ki, kimin hayatımızda bir değer ürettiğini, kimin ise sadece enerjimizi emdiğini fark edemeyiz. Bazen bir dostluk, sırf "yılların hatırı var" diye sürdürülen bir yüke dönüşür. Bazen bir ilişki, potansiyelinizi gerçekleştirmenize engel olan bir dikkat dağıtıcı haline gelir. Hayatınıza girmesi gereken büyük dönüşüm, o odanın dolu olması sebebiyle kapıda bekler.

30