Belçika

Belçika'nın 50 yılda zenginliğe ulaşmasının sırrı hukuki güvence ve sermaye birikimine yatıyor; peki Türkiye neden aynı anayasayı kopyalayıp başarısız oldu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Belçika'nın 1790-1840 döneminde nasıl Avrupa'nın en gelişmiş bölgelerinden birine dönüştüğünü anlatıyor ve bunun sebebinin hukuki güvence, sermaye birikimi ve kurumsallaşma olduğunu ileri sürüyor. Osmanlı ve İran'ın Belçika anayasasını kopyalayıp başarısız olmasını ise bu kurumsal altyapının eksikliğine bağlıyor. Ancak coğrafya ve din faktörü hariç tutarken, Avrupalı güçlerin sömürgesel desteğinin rolü tamamen gözden kaçıyor, değil mi?

Belçika Kraliçesi Mathilde 10 Mayısta 450 kişilik bir heyetle Türkiye'yi ziyaret edecek.

Belçika, Avrupa'yı derinden tanımak için gerçek bir laboratuvar sayılır.

Bugünkü yazıda Belçika ve dünya için çok önemli bir dönem olan 1790-1840 dönemini irdeleyeceğiz.

Fransız devriminden önce Belçika, Habsburg Hanedanına bağlı "Avusturya Hollandası" olarak biliniyordu.

Fransız devrim liderleri için Ren Nehri'ni doğal sınır olarak görüyordu.

Ren Nehri'nin sınır olması demek Belçika'nın işgal edilmesi demekti.

Belçika'nın işgali, devrimin düşmanı Habsburg Hanedanının yenilmesi demekti.

Belçika'yı Fransa için değerli kılan başka faktörler de vardı.

Devrim Laboratuvarı olarak Belçika: Aristokrasi tasfiye edildi, Feodalizm kaldırıldı, Eşitlik ve Özgürlük ilkeleri uygulama imkanı buldu, "code civil" denilen laik medeni hukuk yürürlüğe konuldu.

Devrimin Finansörü olarak Belçika: Kilisenin malları Fransız devleti tarafından Belçika özel sektörüne satılarak tasfiye edildi.

(Not: Protestan bölgelerde kilise malları 16. yüzyılda tasfiye edildiği için bütün Avrupa'nın en zengin bölgelerinin protestan bölgeleri olduğunu hatırlayalım.)

Aristokrat ve Feodal'lere ait Belçika'da bütün sanat eserleri ve değerli madenler Paris'e taşındı.

Belçika'da düzenli olarak toplanan vergiler de Paris'e akmaya başladı.

Fransa, bu işgalle ihtiyacı olan madenlere ulaştı.

Belçika, bir bakıma Fransız devriminin sosyal bir laboratuvarı ve ekonomi motorunun itici gücü oldu.

Fransa'nın cephaneliği olarak Belçika: Liege şehri, o dönemde Avrupa'nın en iyi silah ustalarına sahipti.

Belçika'nın işgaliyle birlikte Fransa, dünyanın en gelişmiş tüfek ve top döküm tesislerini kontrolü altına aldı.

Napolyon'un Avrupa'yı titreten ordularının silahlarının arkasında, Belçika'nın bu teknik kapasitesi ve iş gücü yatıyordu.

Fransa'ya entegre edilmiş bir alan olarak Belçika: "Code Civil" sayesinde Fransa benzeri yeni bir burjuva sınıfı ortaya çıktı.

Yeni kurumlar oluşturuldu.

Kurulan kurumlar derhal Fransa kurumlarına entegre edildi.

Böylece iç pazar genişledi ve derinleşti.

Bu entegrasyon sayesinde "sermaye birikimi ve özel mülkiyete hukuki güvence" sağlayan kurum kilise olmaktan çıktı ve yerini medeni hukuk aldı.

Sonuçta, devrim sayesinde "sermaye birikimi ve özel mülkiyete hukuki güvence" bir kat daha pekiştirilmiş oldu.

WATERLOO SAVAŞI

1815 yılında İngiltere ile Fransa arasinda Belçika topraklarında bir savaş yapıldı ve Fransa kesin bir mağlubiyet aldı.

Savaş elbette Belçikaya yıkım getirdi fakat savaştan önce Belçika şirketleri inanılmaz miktarda silah, cephane ve askeri malzeme siparişi almıştı.

Bir bakıma Belçika burjuvazisi savaş sayesinde zenginliğine zenginlik kattı.

Fransa'nın askeri lojistik amacıyla Belçika'da inşa ettiği köprüler, limanlar, depolar ve yollar savaş sonrası dönemdeki ticari ve ekonomik hayat için eşsiz bir lojistik altyapı bıraktı.

Savaşın galibi İngiltere, Fransa'yı zayıflatmak için 1815 yılında Belçika'yı Fransa'dan alıp Hollandayla birleştirdi.

Hollanda bir ticaret, denizcilik ve finans gücüydü ancak ciddi bir sanayi üretim kapasitesi yoktu.

Belçika'nın entegrasyonuyla Hollanda; kömür, metalurji ve tekstil gibi sektörlerde gelişmiş bir imalat sanayisine sahip oldu.

Bir bakıma Belçika, Hollanda için eşi benzeri olmayan bir ganimet gibiydi; bu birleşme, fabrikası olmayan büyük bir tüccarın, dünyanın en modern fabrikasına sahip olmasına benziyordu.

Hollanda için bu birleşme, mükemmel bir tamamlayıcılık oluşturmuştu.

Bu olgu bir süre sonra, İngiltere'yi rahatsız etti.

Çünkü Hollanda uluslararası ticarette İngiltere'ye kök söktürüyordu.

Mesela sömürgecilik tarihi boyunca Hollanda gemileri Avrupa'ya 2 milyon 500 bin gemi yük getirmişken; İngilizler sadece 500.000 gemi yük getirebilmişler.

Ticaret ve finanstaki bu güçlü rakibini, sanayi altyapısına kavuşturmakla İngiltere, çok büyük bir yanlış yaptığını anladı.

İngiltere politikasını değiştirerek, Belçika'nın Hollanda'dan ayrılmasını destekledi ve kendi himayesinde bağımsız bir meşruti krallık oldu.

İNGİLTERE BELÇİKA STRATEJİK İŞBİRLİĞİ

İngilizlerin endüstri devrimi bu stratejik işbirliği sayesinde kıta Avrupasında ilk defa Belçika'da başarılı olmuştur.

İngiltere ile yapılan işbirliği sayesinde adeta İngiliz sanayi genetiği Belçika'ya aktarılmış oldu.

İngiltere, Belçika'yı kıtada kendi teknolojisini satan ve hammadde işleyen bir "ortak" olarak görüyordu.

Belçika'da Yatırım Bankacılığı: Belçika, İngiltere'den sadece makine değil, finansal organizasyon yöntemlerini de ödünç aldı ve bunları geliştirdi.