Yazar, çocuğun kişilik gelişiminin genetik ve çevresel faktörlerin yanı sıra anne-babanın kelime seçimi, konuşma tonu ve ahlaki tutumundan derinden etkilendiğini savunuyor. Bu iddiayı bilimsel gözlemler ve dinî referanslarla desteklerken, haramla helal beslenmenin etkisini toplumun görmezden geldiğini vurgulayıyor. Ancak yazının sonu, çocuğun teknoloji kullanımını incelemek gerektiğini ima ederken, sorumluluğu gerçekten aile dinamiklerine mi yoksa dijital ortamların tasarımına mı yüklemeliyiz?
Fransızlar, R harfini diğer milletlerden farklı söylerler.
"Paris" derken sizin söylediğinizden biraz daha boğuk ses çıkarırlar.
Bizim ülkemizde, Güneydoğu illerimizde doğup büyüyenler de "Mahmut" derken H harfinde gırtlağı biraz hırlatarak söylerler.
Bu da bize yeni doğan çocuğun ilk ve en son öğreticisinin anne, baba ve evdeki aile bireyleri olduğunu gösterir.
Çocuğun teni üzerinde anne ve babaya benzeyen yerlerini aile hemen anlar.
Doktorlarımız da hastasına, "Bu hastalık anne, baba, hala, teyze, dayı, amca...da var mıydı" diye sorarken çocuğun genleri üzerinde ailenin etkisi olduğunu ifade eder.
Maddi etkisini bilmek için bilgin olmaya gerek yok.
"Aaaa annesine benzer, aaaa babasına benzer", "Oğlan dayıya, kız halaya çeker" gibi atasözlerimiz de var.
Hepimiz, Hazreti Adem aleyhisselam ile Havva anamızın genlerini taşıyoruz.
Maddi olan benzerlikten daha çok manevi benzerliklerimiz vardır.
Sevgili Peygamberimiz, yeni doğan çocuğun kulağına ezan okumuştur.
Ruhlar âleminde, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" sorusuna, "Bela/Evet sen bizim Rabbimizsin" diyerek cevap vermişiz, yeni dünyaya gelen çocuğa bu dünyada ilk yapılacak şey, ezan okuyarak o sözleşmeyi hatırlatmaktır.
Eskiden bu sözleşmeyi anlatamayan hocalarımızdan bazıları bu ayete başka yorumlar yapmışlar ama günümüzde çocuk üzerine çalışma yapan doktorlarımız daha çocuk doğmadan önce ana rahminde iken anne ve babanın birbirlerine söyledikleri sözlerden ve o sözlerin din veya kinli oluşundan etkilendiğini açıklayıverdiler.
Sesimiz, sesimizin tonu dahi çocuğumuzu etkilemektedir.
Sesimizin tonunda bizim iyi niyetli ve kötü niyetli olduğumuz otomatikman/tabii olarak çocuğumuza da geçmektedir.
Sevgimiz, nefretimiz, sesimizin içinde oranı derecesinde çocuğun karakterini etkilemeye devam eder.
Ağzımızdan çıkan kelimeler ve o kelimelerin büyüklük, küçüklük, renklilik, tatlılık, acılık oranında cümleye dizilmesiyle, çocuğun kulağından gönlüne girerken yağ gibi akar, gül gibi kokar ve çocuğun gönlünde bahar olur.
Çocuklar, kendisine bakan herkese gülerler.

6