Terörsüz Türkiye projesinin siyaseti yeniden şekillendiren etkisini saymazsak bu yazın en flaş siyasi gelişmesi hiç kuşkusuz CHP'nin ikiye bölünmesiydi. CHP'yi kurultaya "şaibe" karıştırarak ele geçiren Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibi, mutlak butlan kararıyla parti ellerinden gidince kendi partilerini kurup yeni bir yolculuğa çıktılar.
Arkalarında müthiş bir rüzgâr vardı. CHP'den toplu istifalar, mitingler, kampanyalar birbirini izledi.
Bu kez de "Her şey çok güzel olacak"tı ama yine olmadı. Bir şeyler öyle hızlı ters gitmeye başladı ki, daha parti kurulmadan içerideki güç savaşı önce medyaya, sonra da sokağa yansıdı. Ortada güçlü bir siyaset olmayınca, defolar çabucak ortaya çıkmaya, zaaflar görünmeye başladı.
Özgür Özel'in İmamoğlu'nu yok sayan çıkışları, Yeni Parti'ye göz kırpan Mansur Yavaş'ı öne çıkartan açıklamaları, Kemal Kılıçdaroğlu'nun elini sıkması, Aday Ofisi'nin kapatılması, Koza TV'deki ayrılıklar YP içerisinde homurdanmalara ve eleştirilere yol açtı.
Bunu ilk seslendirenler de yapı içindeki "Ekremciler" oldu.
O isimlerin başında da Doç. Dr. Berk Esen geliyordu. AK Parti'ye yönelik sert eleştirileriyle bilenin ve Halk TV'nin gedikli yorumcusu siyaset bilimci Esen, önceki gün Sabah'ta da yer alan eleştirisinde, "partinin bu derece etkisiz ve neredeyse tepkisiz kalmasını" ele alıyor ve şöyle diyordu:
"Özgür Özel'in AKP-MHP arasındaki çatlak tezine bel bağlayarak muhalefet yürütme stratejisi, mutlak butlan kararıyla birlikte büyük darbe aldı. Nitekim o günden beri ana muhalefet ciddi bir ivme kaybetti ve Özel yönetimi hata üstüne hata yaptı."
Peki neymiş o hatalar Esen, Özel'in yaptığı o hataları da tek tek sıraladı:
"Kılıçdaroğlu'na karşı yeterli tepkinin gösterilememesi, Yargıtay'dan çıkacak karara bel bağlanması, ardından çerçeve yasa konusundaki kafa karışıklığı ve arka arkaya kaybedilen belediyeler, iktidarın çoğunluk desteğini kaybettiği bir ortamda muhalefet cephesini ciddi biçimde zayıflattı."
Doç. Dr. Esen bununla da yetinmedi, Özel'i "Gelen eleştirileri çoğu zaman bozgunculuk olarak yaftalayarak asıl problemi öteliyor" diye suçladı.
Bu eleştiriler çok açık biçimde Yeni Parti içinde derin bir "çatlak" olduğunu ya da şöyle diyelim, İmamoğlu-Özel arasında, "Partinin asıl sahibi kim" savaşı başlattığını gösteriyor.
Bu savaşa aynı zaman diliminde gazeteci Şaban Sevinç de katıldı. Sevinç, Ankara Kent Konseyi Başkanı

2