Meclis yeni yasama yılına yoğun bir gündemle başlıyor. Meclis'in önünde ezici çoğunlukla ilk yasal adımın atıldığı "Terörsüz Türkiye" meselesi, bu ülkenin 100 yıllık özlemi olan sivil anayasa yapma ve tabii siyaseti de derinden etkileyen ekonomi eksenli son fon skandalı gibi konjonktürel birçok mesele var.
Ankara'nın siyaset kulislerinde özellikle fon krizi nedeniyle negatif rüzgârlar esiyor ve pusuda bekleyen birileri de buradan siyaset devşirme hayali peşinde. Sanki bazı muhalif çevreler dejavu yaşıyor. Siyaset üretme yerine tıpkı 17-25 Aralık yargı darbesi gibi fon krizine umut bağlayanlar var. Oysa Meclis ve siyaset bu tür onlarca sınamayı aştı, en kanlı darbeyi bile atlattı. Bugün ise o başarının alan açmasıyla daha derinlere inen bir dönüşüm içindeyiz ve onun sancıları yaşanıyor.
Bir anlamda Türkiye kabuk değiştiriyor ve normalleşiyor. Siyasetten ekonomiye, spordan sivil topluma her alanda bir arınma ve ayıklanma yaşanıyor. Partilerdeki siyasi ayrılıklar da ayrık otlarının temizlenmesi de bu dalgalanmanın eseri. Bu süreç doğru yönetilir ve bariz bir hata yapılmazsa bambaşka bir fotoğraf ortaya çıkar. AK Parti kendi içindeki ayrık otlarıyla hesaplaşıyor, CHP tarihinde ilk kez büyük bir ayrılık yaşadı ve hâlâ siyasi aks arayışı sürüyor. Diğer partilerin içinde de benzer hesaplaşmalar var.
CHP ve Yeni Parti siyasetteki ayrışmanın en tipik örneği. İki parti de henüz yolunu bulmuş değil. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu'nun geri dönüşüyle daha Türkiye merkezli bir siyasete dönüyor olsa da yine de net değil ve toplumun umudu olabilecek bir siyaset sunamıyor. Yeni Parti'nin durumu daha da vahim. İçinden çıktığı CHP'yi hem her fırsatta itibarsızlaştırıyor hem de giderek ona benziyor. Ortada peşinden sürüklediği büyük kitleyi heyecanlandıracak, umutlandıracak bir siyaset de yok.
Bu yüzden daha iki yıl önce aday yaptığı belediye başkanlarını birer ikişer AK Parti'ye kaptırıyor. Yetmiyor, belediyelerdeki meclis üyeleri de neredeyse toplu halde AK Parti'ye geçiyor.
İş öyle bir noktaya vardı ki, CHP ve Yeni Parti'nin "kalesi" İzmir bile sarsılmaya başladı. Aylardır siyaset kulislerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği konuşuldu. Sonra birden Tugay'ı Külliye'de Başkan Erdoğan'ın yanında gördük. Birlikte fotoğrafları yayınlandı. Çok değil tam 21 gün önce, hem de CHP'nin kuruluş yıldönümü olan 9 Eylül'de aynı fotoğrafı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş vermişti.
İki fotoğraf, iki başkan... İkisi de CHP'li ve ikisine de Yeni Parti sahip çıkmak için can attı. Ama onlar gidip Başkan Erdoğan'la fotoğraf verdi. Bundan daha büyük siyasi mesaj mı olur Ne yazık ki ne CHP ne de Yeni Parti bu mesajın farkında. Siyasetteki bu geçişkenliğin tesadüf olmadığını, dosyalara ve siyasi baskılara bağlı olmadığını artık görmek gerekiyor. İnsanlar bir arayış içinde ve umut veren ilkeli bir siyaset bulduklarında oraya koşuyor.

3