CHP'de Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu dönemi değişim mottosuyla başladı ama gerçekte neyin değiştiği konusu hep havada kaldı. Üst üste gelen seçim yenilgileri öyle bunaltmıştı ki, kimse şaibeli kurultayı, çanta çanta taşınan paraları ya da siyaseten ortaya ne koyulduğunu sorgulama gereği bile duymadı. Biraz duyanların da sesi çıkmadı, hatta onlar bile "Partimize zarar gelmesin" diye sustu.
Sonra İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü"ne ve belediyelere yönelik operasyonlar patladı. Meğer "şaibe" işin en "hafif" tarafıymış ve arka planda çok daha büyük bir "rüşvet ve yolsuzluk" çarkı iddiası varmış. Türkiye'nin kurucu partisi olduğunu söyleyen CHP adım adım İmamoğlu ve arkadaşları Fatih Keleş'ler, Murat Gülibrahimoğlu'ları tarafından "para gücüyle" ele geçiriliyordu.
Bu dehşet fotoğrafa rağmen CHP içinde homurdanmalar olsa da güçlü bir itiraz gelmedi. CHP yönetimi de bu itirazlara hep "ihraç" silahıyla cevap verdi. Yetinmedi, hiç çekinmeden onca itirafa, MASAK raporlarına, belge ve bilgiye rağmen "yolsuzluk ve rüşvete" adı karışanları savunmaya devam etti. Hiçbiri de CHP'den atılmadı
Ama Gürsel Tekin, Berhan Şimşek ve Barış Yarkadaş gibi yılların CHP'lileri sadece "Aziz İhsan Aktaş'ların arkadaşı değiliz" dedikleri için partiden atıldı. İlginçtir bütün bunlar olurken, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi milletvekilleri de sustu. Daha önemlisi CHP'nin siyaseten ne yaşadığına dair bir analiz de yapılmadı
İmamoğlu-Özel ikilisi CHP'de ne yapmak istiyordu Partililerin parasal kirli ilişkilere bulaştırılması, İmamoğlu'na yakın önemli isimlerin aşırı zenginleşmesi CHP için ne anlama geliyordu
Bu soruları ne soran oldu ne de cevap veren...
Ta ki, "arınma" başlıklı bir bildiri yazan İstanbul'un eski 30 ilçe başkanının ihraç edilmesine kadar. Bu ihraçtan sonra iki şey oldu. İlk kez Oğuz Kaan Salıcı, Engin Altay, Gürsel Erol ve Gamze Akkuş İlgezdi gibi çok sayıda milletvekili ihraçlara yüksek sesle karşı çıktı.
Daha önemlisi bildiğim kadarıyla yine ilk kez CHP'de ne yaşandığının adı konuldu. İhraç edilen ve CHP gençlik kollarından beri tanıdığım eski Kâğıthane İlçe Başkanı Mehmet Ali Yüksel önceki akşam Gürkan Hacır'ın TGRT'deki programında şöyle diyordu:
"İhraç edilmeye çalışılan bizler değiliz. İhraç edilmeye çalışılan partinin ahlaki üstünlüğüdür."
Bu gerçek anlamda bir siyasi isyan çıkışıydı. Partinin vicdanına seslenen Yüksel, genel merkezin vesayetle yönetildiğini belirtiyor ve şöyle diyordu:
"Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanlık makamı vesayet kabul edemez. Bu vesayet oluşmuştur. Eğer siz bu vesayeti kabul ettiğinizde partinin tarihi boyunca oluşturmuş olduğu, her

2