Başkan Erdoğan'ın tam 23 yıldır kesintisiz iktidar olmasının sırrını keşfetmek herhalde zor değil. Statükocu siyasetçiler başından beri yanlış değerlendirdikleri için yıllardır "kazanacak aday" arayıp durdu ve kimi denediyseler de olmadı.
Doğal bir aktör çıkmadığı gibi siyaset mühendislikleri de işe yaramadı.
İşin sırrına ilişkin çok şey söylenebilir ama ilk söylenecekler arasında sahici, samimi siyaset tarzıyla halkın beklentilerini doğru tespit etmesi ve gereğini tavizsiz yerine getirmesiydi.
Darbelere meydan okuması, sessizce gerçekleşen siyasi devrimleri, dış politikadaki çok yönlü siyaseti, topluma yıllar sonra özgüven kazandırması bir yana, başından beri özellikle üç alanda sokaktaki insana dokunan işler yapması bu siyasi yolculuğun motor gücü oldu.
Bu 23 yıl içinde çok eleştirilse de hatta yer yer direnilse de savunma sanayiinde, ulaşım ve altyapıda ve insanın en temel ihtiyacı olan barınma alanında -ki buna depreme dayanıklı şehirler de dâhil- olağanüstü işler yapıldı.
Bir iktidar ister merkezi ister yerel olsun, bu üç alanda insana dokunan işler yapıyorsa ömrü uzun olur. Özgüveni artıran savuma sanayiinde ya da hayatı kolaylaştıran ulaşımda yapılanlar çok hissedilmese de deprem ve konut alanında yapılanlar daha çabuk hissediliyor.
Bu gerçeği en son "küçük kıyamet" denilen ve 11 ili sarsan Kahramanmaraş depremi sonrası gördük. O şehirlerin kısa sürede ayağa kaldırılacağına kimse inanmadı ama 2 yılda 500 bine yakın konut, işyeri yapılarak 11 şehir yeniden ayağa kaldırıldı. Aynı şeyler daha küçük depremlerde, ülkenin birçok bölgesinde yaşanan sellerde ve yangınlarda da yaşandı.
Bütün bunlara muhalefet inanmadı ama vatandaş inandı.
'GÖNÜLLER YAPTIK...'
O inancı güçlendiren isimlerden biri de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'du... Hakkını teslim edelim, ne zaman bir deprem, yangın ya da sel felaketi olsa Bakan Kurum oradaydı ve halkın yanındaydı.

20