Türkiye bazen öyle dönemlerden geçiyor ki, yaşanan değişimi sadece güvenlik gerekçesiyle açıklamak yetersiz kalıyor. Son dönemde içeride ve dışarıda bu anlamda baş döndürücü gelişmeler yaşanıyor. İçeride terörsüz Türkiye eksenli tarihi adım atılırken, dışarıda da Başkan Erdoğan Mekke'ye gidiyor, Türkiye-Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki ortak savunma anlaşmasını imzalıyor.
Bütün bunlar yakın vadede sadece Türkiye'yi değil, bütün bölgeyi derinden etkileyecek gelişmeler. Mesela dün Meclis'te görüşülmeye başlanan terörü sonlandıracak 12 madde meselesi böyle ciddi bir etkiye sahip. Türkiye'nin enerjisini tüketen terörün son bulması bile başlı başına önemli.
Peki bu hayatımızı, şehirlerimizi, ekonomimizi nasıl etkileyecek
Alın turizmi... Terör bittiğinde turizmde neler olur, bir düşünün. Bir süre önce bu soruya alışılmışın dışında cevap arayan bir çalışma elime geçti. Dr. Şeyh Abdurrahman Çelik'in yaptığı, "Terörsüz Türkiye'de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Kültürel Kalkınma ve Turizm" başlıklı bu çalışma, meseleye yepyeni bir kültür ve medeniyet perspektifinden bakıyor ve ortaya uygulanabilir bir model koyuyor.
Çalışmanın temel tezi çok net: Terörün sona erdiği bir Türkiye'de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu sadece yatırım yapılacak bir bölge değil, Türkiye'nin yeni kültürel kalkınma merkezi olacak...
Bu yaklaşım ilk bakışta iddialı görünebilir. Ama rakamlar ortada. Çok gerilere gitmeye de gerek yok, sadece 2008-2024 yılları arasında bölgedeki 23 il yaklaşık 2 milyon net göç vermiş.
Bu şehirlerin büyük bölümü sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında son basamaklarda yer alıyor. Terör sadece can kaybına neden olmadı, nitelikli insan kaynağını da bölgeden uzaklaştırdı. Yatırımları durdurdu. Üretimi yavaşlattı. Şehirlerin geleceğe olan güvenini de sarstı. Oysa o bölgede insanlık tarihinin ilk ayak izlerini de barındıran muhteşem bir kültürel zenginlik var. Ama Türkiye bunu terör nedeniyle insanlığın yararlanmasına sunamadı.
Alın dünyanın en eski tapınağı olarak kabul edilen Göbeklitepe'yi, Nemrut'u, Diyarbakır Surları'nı, Ani'yi ve Arslantepe'yi...
Her biri yalnızca bir tarihi eser değil, insanlığın geçmişi... Göbeklitepe, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girdikten sonra müthiş bir ziyaretçi artışı yaşadı. Oysa bölgedeki 23 ilin toplam müze ziyaretçi sayısı Türkiye toplamının sadece yüzde 7'sini oluşturuyor. Bu da bölgedeki tarihi potansiyelin yeterince ekonomiye dönüşmediğini gösteriyor.
Gastronomide de durum farklı değil. Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Malatya, Kars her şehirde bambaşka bir lezzet, bambaşka bir mutfak kültürü var. Kısaca tarih var, kültürel zenginlik var, gastronomi var ve harika bir doğa var.

12