Okyanusu geçip 'fon'da boğulmamak

Dünyanın çivisi çıkmış durumda. Bölgesel savaşlar, siyonist İsrail'in saldırıları, Avrupa'yı kasıp kavuran gençlik ayaklanmaları, sarsılan borsalar, yolsuzluklar, siber saldırlar ve bitmeyen doğal felaketler...
Eski dünya ölüyor, yenisi de henüz doğmuş değil. Nasıl bir dünya doğacağını da kimse bilmiyor.
Türkiye bu sancıyı ilk fark eden ülkelerden ve uzun zamandır derin bir iç hesaplaşma yaşıyor. Her alanda "eski" tasfiye ediliyor.
Fukuyama'nın "Siyasi Düzen ve Siyasi Çürüme" kitabında ele aldığı temel meselelerden biri de budur: Kurumlar değişen şartlara cevap veremediğinde çürüme başlar. Yenilenme zorunlu hâle gelir; fakat yerleşmiş çıkarların direnci, bu geçişi sancılı kılar.
Türkiye'nin yeniye geçişi de sancılı oldu. Darbeleri atlattı, vesayeti geriletti, hükümet sistemini değiştirdi. FETÖ'yle mücadeleden terörsüz Türkiye hedefine uzanan süreçte, ülkeyi içeriden zayıflatan yapılara karşı önemli adımlar attı.
Dış politikada da Türkiye'yi kendi sınırlarına hapseden anlayışın yerine daha geniş bir ufuk yerleşti. Suriye'den Libya'ya, Somali'den Pakistan'a uzanan diplomatik ve stratejik ilişkiler; mavi vatan, Mekke İttifakı, enerji yatırımları ve savunma sanayiindeki atılımlar bu iradenin farklı cepheleri.
Ancak dışarıda kurulan büyük iddianın içeride de sağlam bir ahlaki zemine dayanması gerekiyor. Çünkü siyasi çürümenin açtığı gedik, bazen dışarıdan yönelen tehditlerden daha yıkıcı olabiliyor.
Türkiye bu nedenle iç temizliğini de ihmal edemez. Organize suç örgütlerine, uyuşturucu ağlarına, yeni nesil çetelere ve kamu kaynaklarını istismar ettiği ileri sürülen yapılara yönelik operasyonlar, devletin kendi düzenini koruma mücadelesinin bir parçasıdır.
Bu mücadelenin en hassas cephesi ise siyasettir.
Kamu görevini kişisel servetin aracına dönüştüren, belediyeyi veya devlet kurumunu bir çıkar ağının merkezine yerleştiren anlayışla hesaplaşılmadan temiz toplum kurulamaz. Çünkü makamın sağladığı imkânı kendi menfaatine kullanan kişi, yalnızca bütçeye zarar vermez; vatandaşın devlete duyduğu güveni de tüketir.
İlk örnekleri İBB eksenli yolsuzluk soruşturmasıyla başladı. Devasa rakamlar, lüks yaşamlar, milyon dolarlar insanları şaşkına çevirdi. Son günlerde bu kara tabloya yine yerel yönetimlerden gelen ve Yeni Parti'nin kurucu milletvekili olan Mustafa Sarıgül dosyası da eklendi.
Özgür Özel ve yönetimi ne yaptı Her soruşturmayı baştan "siyasi operasyon" diye niteledi ve "Kim yanlış yaptıysa hesabını versin" diyemedi ve fırsatı kaçırdı.