Yazar, Pakistan barış görüşmelerini, ABD'nin İran'a karşı tehdidi ve küresel güç dengesinin değişmesini ele alarak, Türkiye'nin barış diplomasisinin ve Erdoğan'ın uluslararası rolünün arttığını savunuyor. ABD'nin yıkıcı silah tehditleri karşısında İran'ın ayakta kalmasını insanlığın vicdanında tescillenen zafer olarak görüyor. Ancak Batı'nın değil de Doğu'dan yükselen barış çağrısı gerçekten çok kutuplu dünyayı daha adil bir sisteme mi götürecek?
İster kan davası sürdüren bir aşiret reisi veya bir mafya babası olsun ister zalimlikte sınır tanımayan küresel bir devletin temsilcisinin küstahlıkları hiç değişmiyor.
Pakistan'daki barış görüşmelerine bakar mısınız
Rezil olduğu bir yana ABD hem barış istiyor hem de İran'la aynı masaya oturmak istemiyor. Tamam ABD hâlâ büyük küresel güç ve uçak gemileriyle ülkelere ağır kayıplar verebilir ama yok edemez ve kabul etmese de yenilir.
İran'ın ayakta kalması bunu gösterdi ve koca devin karizması çizildi, insanlığın vicdanında da ABD'nin zalimliği bir kez daha tescillendi.
Pakistan'da yapılacak barış görüşmeleri yolculuğunda İran Meclis Başkanı Kalibaf'ın uçağındaki o fotoğrafı insanlık var oldukça unutmayacak. Daha savaşın ilk haftasında bu köşede sadece "168" başlığıyla o vahşete dikkat çekmiştim. İran da müzakere heyetine "Minab 168" adını vererek ABD'ye o utancı hatırlattı.
Buna karşı ABD heyeti tehdit diliyle yola çıkarıldı. Heyet uçağa bindiği sıralarda ABD Başkanı Trump şöyle diyordu:
"Sıfırlama işlemi yapıyoruz. Gemileri en iyi mühimmatla, şimdiye kadar yapılmış en iyi silahlarla yüklüyoruz."
Dünya yıkıcı, yok edici bir akılla karşı karşıya. ABD'de işi ileri götürüp tıpkı Japonya'ya olduğu gibi "Atom bombası atılmalı" diyenler de var.
Pakistan'a barış masasına giderken bile tablo değişmedi; İran masaya 168 (kız çocuğu), ABD ise U-235 (atom bombası) sembolüyle oturuyor.
Gördüğünüz gibi asrın adı 21'inci yüzyıl da olsa zalimler ile mazlumların karşılaşması hiç değişmiyor.
Buna rağmen insanlığın umudu da tükenmiş değil. Dünya son yüzyılda bu tablonun değişebileceği bir zaman diliminden geçiyor. Çünkü ilk kez tek merkezli ya da iki veya üç kutuplu dünyadan, çok kutuplu dünyaya geçişin ayak sesleri duyuluyor ve "daha adil bir dünya" talebi yükseliyor.
Anlamlı olansa bu seslerin büyük oranda Doğu'dan yükselmesi... En başta da Türkiye'den. Son sözü Başkan Erdoğan'a bırakalım:
"Savaş, çatışma, gerilim ve zulümlerden çok çekmiş coğrafyamızın bir an önce barışa, huzura, istikrara kavuşması samimi temennimizdir. Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışın sesini yükseltmeye devam edecektir."
Pakistan'da beklenen de bu barış umududur.
***
'BARIŞ YAPICI' ERDOĞAN
Türkiye'nin etkili sivil toplum örgütlerinden Vuslat Platformu sık sık konferanslar düzenliyor. Dün Şişli'de düzenlediği konferansın onur konuğu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'di.
Tekin'in bölgemizi saran savaş tehdidi altında nasıl bir Türkiye fotoğrafı çizeceği ve eğitime ilişkin neler söyleyeceği merak edildiği için dinlemeye gelenler bir hayli fazlaydı. Salon tıklım tıklımdı. Konferansın düzenleyicileri Vuslat Platformu Başkanı Hamza Cebeci

16