Mekke İttifakı ve terörsüz Türkiye

Başkan Erdoğan, "Anadolu İhtilali" ile başlayan siyasi yolculuğuna o kadar çok şey sığdırdı ki saymakla bitmez. Bugün artık "Türkiye Yüzyılı" paradigmasıyla yalnızca içeride değişim üreten değil, bölgesel denklemleri etkileyen bir siyasi aktör durumunda.
Şimdi partisinin 25'inci yılında ülkeyi iki tarihi hamleyle taçlandırıyor: Terörsüz Türkiye ve Mekke İttifakı.
Biri, Türkiye'nin kırk yılı aşkın süredir kanını ve enerjisini tüketen terörü devreden çıkarmayı; diğeri ise Türkiye'nin yeni bölgesel güvenlik mimarisindeki yerini tahkim etmeyi amaçlıyor.
Son 25 yılda Başkan Erdoğan'ın içeride attığı hemen her büyük siyasi adım dış politikaya da yansıdı. İçe kapanan Türkiye'nin yerini çevresiyle çok yönlü ilişki kuran, gerektiğinde masada, gerektiğinde sahada olan bir Türkiye aldı.
Hatırlayın... "Suriye'de ne işimiz var, Libya'da ne işimiz var" denildi. Türkiye, Azerbaycan'ın yanında durduğunda bazı monşer diplomatlar, Japon askeri misali eski dünyanın siperlerinde kalıp "Türkiye cihatçı gönderiyor" diye ortaya çıktı. Mavi vatana "masal" diyenler oldu.
Bugün bunların hiçbiri eskisi kadar kolay söylenemiyor. Çünkü zaman, Başkan Erdoğan'ın yıllar önce gördüğü bir gerçeği ortaya çıkardı: Türkiye, çevresindeki gelişmelerden uzak durarak değil, o gelişmelerde söz sahibi olarak güvenliğini sağlayabilir.

MUHALEFET BİLE DEĞİŞTİ
Başkan Erdoğan'ın siyasi mücadelesi, muhalefet kabul etmese de Türkiye'deki en statükocu siyasi aktörleri bile değiştirdi. İyi de oldu. Dün konuşulması dahi mümkün olmayan meseleler bugün Meclis'te konuşulabiliyor. Terör meselesinde farklı siyasi geleneklerin çözüm arayışında aynı zeminde buluşabilmesi bile başlı başına büyük bir değişim.
Boşuna yıllardır, "Bu meseleyi de çözerse Erdoğan çözer" denilmedi. Çünkü terörsüz Türkiye yalnızca PKK'nın silah bırakması değildir. Silahın siyasetin üzerinden çekilmesidir. Başkan Erdoğan bunu başarırsa yalnızca bir terör örgütünü değil, Türkiye'nin önündeki en ağır tarihi yüklerden birini devreden çıkarmış olacak.
Mekke İttifakı da bir anda ortaya çıkmış bir hamle değil. Başkan Erdoğan yıllardır bölge ülkelerinin kader birliğinden söz ediyor. Ortadoğu'dan Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya bakın; Türkiye'nin elini uzatmadığı neredeyse tek bir coğrafya yok.
Özellikle İslam dünyasına yıllardır verilen mesaj aynı: Kendi meselelerimizi başkalarının başkentlerinde çözmeye çalışmak yerine birbirimizle konuşmalı, güvenliğimizi ve geleceğimizi birlikte inşa etmeliyiz.
Mekke'de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı aynı güvenlik anlayışında buluşturan siyasi düşüncenin arkasında da bu uzun yürüyüş var.