Lula ile İmamoğlu arasında 'inanılmaz benzemezlik'

Fondaş medya İmamoğlu'nun Lula benzetmesini yaparak 'siyasi mağdur' imgesi kuruyor, ama o günlerde neden solcu liderler arasındaki bağlantıya sessiz kaldı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, muhalif medyanın İmamoğlu davası hakkında Lula benzetmesi yaparak gerçeği boşaltıp şeklen sunduğunu ve 2013'teki küresel operasyonun (Gezi, Brezilya protestoları, Mısır darbesi) ardındaki bağlantıyı gizlediğini iddia ediyor. Temel argüman, o dönemde CHP ve solun ABD desteğine güvendiği için emperyalist oyunları görmediği, şimdiyse seçici hafıza kullanarak rivayetler oluşturduğudur. Peki, yazarın sunduğu bu küresel operasyon tezinin kanıtları ne kadar tutarlı, ideolojik okumadan ne kadar objektif?

Önceki gün "Yazmasam olmaz" diyebileceğim bir olay yaşandı. Silivri'deki "İmamoğlu Suç Örgütü" davasının kilit sanıklarından avukat Mehmet Pehlivan'ın savunmasını tarih hafızası zayıf ya da o hafızayı silmek isteyen fondaş medya şöyle aktardı:
"Lula ve İmamoğlu dosyasındaki inanılmaz benzerlikler..."
Neymiş, ikisi de üç villadan dolayı yargılanmış, ikisinin de siyaseten önü kesilmiş, ikisinin de savcısı sonra bakan olmuş. Herhalde "üç villa" benzetmesi de Boğaz'daki üç villayı temize çekme hamlesi.
Neyse böyle uzayıp giden "inanılmaz" benzerlikler sıralanarak kamuoyuna şu mesaj verilmek isteniyor: İmamoğlu da solcu Lula gibi "yolsuzluk" yapmadı, haksız bir şekilde içeri atıldı.
Yukarıda "Yazmasam olmaz" dediğim şey tam da bu.
Yıllar önce Brezilya'da Lula'nın başına gelenleri sık yazan biri olarak, bu satırları görünce "Bu kadar pişkinlik olmaz" dedim ama dediğime kendim de inanmadım; çünkü bu ekip hakikaten çok pişkin ve arsız. Boşuna bunlara, "post truth" siyasetçi denmiyor. Büyük yalanları küçük gerçeklerle soslayarak sunmayı iyi biliyorlar.
Lula benzetmesi de bu post truth mantığın bir ürünü. Nasıl olsa arka planını sorgulayan yok. Arka planında emperyalizm mi vardı, Lula neyi temsil ediyordu Bu soruları soran yok.
O günlerde Lula'nın karşısında yer alan emperyalist blokla aynı hizada duran İmamoğlu'nu kıyaslamak en basit yaklaşımla zül olsa gerek.
Olayların içini boşaltarak şeklen kıyaslama yapmak alışkanlıkları. Hatırlayın bu şekilci benzetmeyi Başkan Erdoğan'ın şiir okumasıyla da yaptılar. Neymiş, yolsuzluktan içeri giren İmamoğlu da şiir okuyan Erdoğan gibi "siyasi mağdur"muş. Komik ötesi bir benzetme.
Bu kıyaslamayı yapanlar asıl benzerliğin solcu Lula ile Başkan Erdoğan'ın yaşadıkları arasında olduğunu gizliyor. Söylemek işlerine gelmiyor; çünkü o günlerde hepsi susmuştu.
Hatırlayın, ikisi de 2013 yılından itibaren emperyalizmin açık saldırısına uğradı. O günlerde çok yazdım, 2013'ün haziran ayında Türkiye'de Gezi kalkışması ve arkasından gelen 17-25 Aralık yargı darbesi, Brezilya'da ise "kamu ulaşım ücretlerine zam" gerekçesiyle başlayan, sonra "Araba Yıkama Operasyonu"yla devam eden korkunç bir süreç yaşandı. Mısır'daki darbe de bu sürecin bir ürünüydü. Hepsi aynı elden çıkmış küresel operasyonlardı ve hepsinin arkasında ABD vardı.
Dikkat edin, Silivri'de Lula benzetmesi yapılırken bunlara hiç değinilmiyor. Neden dersiniz Çünkü o günlerde başta CHP olmak üzere solun önemli bir kesimi ABD desteğine güveniyordu ve gündemlerinde Lula yoktu. Bırakın İmamoğlu'nu CHP'nin kerli ferli solcu aktörleri bile Lula'nın adını ağızlarına almadı.
Hepsi şunu biliyordu; solcu Lula bir Erdoğan hayranıydı ve sık sık ondan övgüyle söz ediyordu. O ilişkiye bir yazımda şöyle değinmiştim: