Gülistan Doku cinayeti ve bir adalet arayışı

6 yıl sonra aydınlanan Gülistan Doku cinayeti: Vali dahil 13 kişi tutuklandı, ama adalet gerçekten tecelli mi etti yoksa bu sadece seçilmiş dosyalara mı dokunuluyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, 2020'de kaybolmuş Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun cinayetinin 6 yıl sonra aydınlanmasını, siyasi iklim değişimi ve yeni savcı ile mümkün kılındığını iddia ediyor. Ancak bu başarı aynı sistem içinde başka faili meçhul cinayetlerin neden hâlâ karanlıkta kaldığını ve adalette seçicilik olup olmadığını sorgulatıyor.

Tam 6 yıl önce 5 Ocak 2020'de Tunceli'de, Türkiye'nin gündemine oturan bir "kayıp" olayı yaşandı. Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, öğretmeninin evinden çıkmış ve bir daha da geri dönmemişti.
Kaçırılmış mıydı, intihar mı etmişti yoksa öldürülmüş müydü
Ailesi, arkadaşları yıllara varan bir mücadele yürüttü ama o sorulara bir cevap alınamadı. Sanki yer yarılmış ve bir genç kız kayıplara karışmıştı.
İlk yıllarda soruşturma Gülistan Doku'nun Dinar Köprüsü'nden atlayarak intihar ettiği tezi üzerine kurulduğu için aylarca Uzunçayır Barajı taranmış, aramalar yapılmış ama ortaya bir sonuç çıkmamıştı.
Oysa ailesi, başından beri gizli bir elin olayın faili meçhul kalması için özel çaba harcadığını, ortaya çıkan belge ve bilgilerin görmezden gelindiğini gördü ve işin peşini bırakmadı. Hatta intihar değil, cinayet ve delil karartma olduğunda ısrar etti.
Bu tür durumlarda Orhan Gazi'ye ait olduğu söylenen o söz hep hatırlanır: "Adalet er veya geç tecelli eder." Gerçekten de tam 6 yıl sonra böyle oldu.
Bir savcı dosyayı yeniden ele aldı ve adaletin tecelli edeceği yeni bir yol açıldı. Ortaya çıkan yeni bilirkişi raporları, "Şubat" kod adlı gizli bir tanık, olayın seyrini değiştirdi ve Gülistan Doku'nun bir cinayete kurban gittiği ortaya çıktı.
Daha önemlisi, arka planında bir valinin de içinde bulunduğu iddia edilen, cinayetten uyuşturucu âlemine uzanan, delil karartan ve adaleti engelleyen kirli bir yapı vardı.
Türkiye tam 6 yıl sonra ilk kez o kirli yapının kelepçelenmiş kirli aktörlerini gördü. Tabii bu kendiliğinden de ortaya çıkmadı. Bu mücadelenin arka planında adaletten vazgeçmeyen ve belgeleri karartanların peşini bırakmayan öğretmen bir abla vardı: Aygül Doku...
Bir de o mücadeleyi anlamlı kılan, karşılık veren, anlayan yeni bir siyasi iklim... Bir yanda siyaseti şiddetten arındıran "Terörsüz Türkiye" mücadelesi vardı, diğer yanda devlet veya belediye kurumlarını, kurdukları "yolsuzluk, rüşvet ve irtikâp" tezgâhında soyanlardan arındıran "Temiz Eller" operasyonu.
Faili meçhul kalmış birçok cinayetin aydınlatılması da bu sürecin önemli bir parçasıydı. Tunceli Cumhuriyet Savcısı Ebru Cansu bu sürecin ilk işaret fişeğini ateşleyen savcıydı. Bu yüzden abla Aygül Doku, her fırsatta, her konuşmasında ısrarla Adalet Bakanı Akın Gürlek'e, savcı Cansu'ya teşekkür ediyor, mücadeleye katkılarını hatırlatıyordu.
Bu ortak mücadele sonrasında Tunceli'de üstü örtülmeye çalışılan bir cinayet dosyası yeniden açıldı ve aralarında eski Vali