Devletin güvencesi altında bulunan bir cezaevinde, devletin en önemli kurumunun en önemli isimlerinden biri "şüpheli" bir biçimde ölüyor ama o devlet, o şüphenin üzerine bile gidemiyor.
Bu gerçek, Türkiye'nin sadece MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölüme sürüklendiği o döneme ait bir gerçek değil, 1960 darbesinden 2010'a uzanan son 50 yılın acı gerçeği...
O tarih aralığında ülkenin yaşadığı darbeler dâhil bütün kuşatmalar, tuzaklar, faili meçhul kalan cinayetler, siyasi operasyonlar yapıldıklarıyla kaldı ve üzerine gidilmedi. Gidilse de sonuç alınamadı. Öyle bir siyasi zemin vardı ki, 12 Eylül'ün faşist darbecilerinin yargılanması bile darbe mağduru bazı kesimlerce sahiplenilmedi.
Bu yüzden iç ve dış karanlık güçlerle hesaplaşmak, demokrasiyi zehirleyen terörü devreye dışı bırakmak ve yargıya güveni sarsan faili meçhul cinayetleri aydınlatmak bugünlere kaldı.
İnsanlar şaşırsa da bu yüzden Kaşif Kozinoğlu dosyası ancak 15 yıl sonra açılabildi. Taşlar şimdi şimdi yerine oturuyor. O günlerde yapabildiğimiz tek şey ölümün "şüpheli" olmasına dikkat çekmekti. 15 Temmuz'dan sonra birçok şey daha net görüldü.
Bugün dosya yeniden açılırken, dönemin savcıları, cezaevi müdürleri, sürece tanık olanlar gözaltına alındı ve sorgulanıyor. Bu süreçten ne çıkacağını göreceğiz ama şu iki unsur artık çok net. İlki 2017 yılında FETÖ'cü MİT mensubu Mehmet Barıner'i yurtdışına kaçıracağı gerekçesiyle tutuklanan ve sonra da mahkûm olan 70'lerin meşhur "milliyetçi" aktörü Enver Altaylı'nın söyledikleri. Altaylı da eski bir MİT mensubu ve yakın siyasi tarihimizin en kritik isimlerinden biri. Onunla ilgili şu kısa özet bile çok şey anlatıyor: CIA'nın 60'lardaki Türkiye direktörü Ruzi Nazar'a "Baba" diyecek kadar yakın, hakkında kitap yazıp CIA'ya onaylatacak kadar CIAsever ve Türk cumhuriyetlerinde FETÖ elebaşı Gülen'e açık destek verecek kadar da FETÖ'cü...
Bu geçmişin izini sürerken, bugün Türkiye'nin gündeminde olan Kaşif Kozinoğlu cinayetine ışık tutacak Gülen'e mektubunu, bu köşede "Altaylı: Kozinoğlu saf dışı bırakılmalı" başlığıyla yayınladım.
O mektupta "Avrasyacı" hatta Rusçu diyerek birçok insanı suçluyor ama Kozinoğlu'na çok özel bir yer ayırıyor ve deyim yerindeyse "ihbar" ediyor:
"Rusya ve Özbekistan'daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu'ndan gelen belgeleri mutlaka gündeme taşıyalım... Şenkal Atasagun'un Özbekistan görevlisi olarak çalışan Kaşif Kozinoğlu, terfi ettirilmiş ve merkezi Taşkent'te bulunan Orta Asya istihbaratını koordine etmekle görevli büronun başına getirilmiştir. Okulların kapatılma sürecinde en büyük ihanet payı adı geçen bu şahsa aittir."

3