Cemaat, siyaset ve Almanya

Süleymancıların lideri Alihan Kuriş ve yakın ekibine yönelik operasyon her hâliyle FETÖ'ye yönelik ilk dershane çıkışını hatırlatıyor. O günlerde CHP, bugün ise Yeni Parti hemen harekete geçti ve "siyasi operasyon" diye bağırmaya başladı.
Oysa durum sadece siyasi tercihle ilgili değil, ortada toplanan milyarlarca liradan, cemaat liderliğindeki "şüpheli" değişimden ve dış istihbarat örgütleriyle ilişkiden söz ediliyor.
Bu tablo, yeni bir FETÖ tehlikesinin yabana atılmayacağını gösteriyor. Bu konuda -tarihe dikkat- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2018 yılında hazırladığı "Dini-Sosyal Teşekküller Geleneksel Dini Oluşumlar ve Yeni Dini Yönelişler" başlıklı bir rapordan söz ediliyor ve oradaki şu tespitin altı çiziliyor:
"FETÖ'den sonra en tehlikeli yapı."
Bu yapı tıpkı FETÖ gibi siyasetle de ilgili. Önce İyi Parti'yi sonra da Özgür Özel-İmamoğlu CHP'sini, bugün de Yeni Parti'yi desteklediklerini bizzat kendileri açıklıyor. Bu ilişkinin mimarının da "suç örgütü lideri" olarak yargılanan İmamoğlu olduğu konusu uzun zamandır kulislerde konuşuluyor. Bir cemaatin bir partiyi desteklemesi tartışılabilir ama burada tek sorun bu değil, işin parasal ve dış bağlantılar boyutu çok daha vahim. Ortak noktaları da aynı küresel merkezle yakın ilişkileri.
O merkezin adı da Almanya. Şaşırtıcı değil; çünkü Almanya hem bu dini cemaate hem de başından beri Ekrem İmamoğlu'na özel bir ilgi gösteriyor. Daha 2019'da yeni seçilen İmamoğlu'na Berlin'de Türk-Alman Dostluk Derneği tarafından geleneksel "Kybele Dostluk Ödülü" verilirken törenle ilgili şu notu düşmüştüm:
"Eski Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un ödülü verirken açık açık 'Müslüman-Alevi' ayrımı yapması salonda buz gibi bir hava estirdi."
Ama nedense Almanya'nın "Ali'siz Alevilik" projesi İmamoğlu'nun umurunda değildi. Aynı şekilde bugün de Almanya'nın Alihan Kuriş'e yol vermesi Yeni Parti'nin umurunda değil.
Şu tablo çok açık değil mi
Süleymancılar, Almanya'da İslam Kültür Merkezleri (VIKZ) adı altında 1973'ten beri faaliyet gösteriyor. Bugün yüzlerce cami ve eğitim derneğine uzanan ciddi bir teşkilatlanmadan söz ediliyor. Fakat ilginç olan büyüklüğü değil, Alman devletinin bu yapıya yaklaşımı.
Alman iç istihbaratı Verfassungsschutz yıllarca Milli Görüş'ü, Ülkücüleri mercek altına aldı. Başka Türk ve Müslüman örgütler hakkında da raporlar hazırladı.