Bu mucizenin mimarı Başkan Erdoğan - MAHMUT ÖVÜR

Mahmut Övür
28.12.2025
14

6 Şubat 2023...
Türkiye, tarihinin en ağır imtihanlarından biriyle yüz yüze kaldı. "Küçük kıyamet" denilen o büyük deprem, 7'si büyükşehir olmak üzere 11 ili, yaklaşık 14 milyon insanın hayatını aynı anda etkiledi. 50 bini aşkın can kaybedildi. Özellikle Hatay'da, şehirler sadece yıkılmadı; hafıza da enkaz altında kaldı. O günlerde enkazın arasında dolaşan herkesin zihninde aynı soru vardı:
"Burası yeniden nasıl ayağa kalkacak"
Daha doğrusu, çoğu kişi bunun on yıllar süreceğini düşünüyordu. Tam da bu ruh hâlinde, Hatay'daki AFAD merkezinden yükselen ses, alışılmışın dışında bir sakinlik taşıyordu. Aceleci değildi, savunmacı hiç değildi. Recep Tayyip Erdoğan, olup biteni tarif etmiyor; olacak olanın sınırını çiziyordu:
"Şehirlerimizi; konutuyla, işyeriyle, sanayisiyle, tarımıyla, tarihi ve kültürel dokusuyla, en küçük bir ihmale yer bırakmadan yeniden ayağa kaldıracağız."

O gün bu sözler kimilerine fazla iddialı geldi. Kimileri içinse yıkım, bir "bekleme" gerekçesiydi. Çünkü yıkıntılar arasında konuşmak kolaydı; asıl mesele, enkaz kalktıktan sonra ne yapılacağıydı. Aradan zaman geçti. Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yeniden Hatay'daydı. Bu kez sözlerin yerini rakamlar, vaatlerin yerini sokaklar almıştı:
"Hatay'ın bize duyduğu güveni boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık. Depremin vurduğu 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci afet konutumuzu hak sahibi kardeşlerimize teslim etmenin gururunu yaşıyoruz."
Bir zamanlar "Enkazın kaldırılması bile yıllar sürer" denilen alanlarda bugün; evler, işyerleri, çarşılar, altyapılar, köprüler, meydanlar, sahil düzenlemeleri ve köy yerleşimleri bir bütün olarak yeniden kurulmuş durumda.
Bu tabloya bakınca insan ister istemez şunu düşünüyor: Bu, sadece bir inşaat faaliyeti değil; olağanüstü bir organizasyon sınavıdır. Bu sınavın sahadaki karşılığını, Murat Kurum ile Hatay'ın yeni merkezinde, Atatürk, Fatih ve Kurtuluş caddelerinde yürürken görmek mümkün. Ortada geçici bir vitrin yok. Şehir nefes alıyor. Hayat, kendi temposuyla geri dönmüş durumda.
Gidin görün... Hatay'ı, Kurtuluş Caddesi'ni, Atatürk Bulvarı'nı, İskenderun sahil şeridini... Emek Mahallesi'ni, Kahramanmaraş'ta Azerbaycan Mahallesi'ni, Malatya'da İkizce'yi ve Bakırcılar Çarşısı'nı, Adıyaman'da İndere'yi... Bunları gördükten sonra, Mehmet Akif Ersoy'un o meşhur tespiti kendiliğinden zihne düşüyor:
"Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desen,
İki kazma kürek, iki de ırgat gerek.