Birkaç gündür medya, dini cemaatler üzerinden siyaset-ticaret ve kripto ilişkileriyle dikkat çeken Alihan Kuriş ve Alparslan Kuytul'u konuşuyor. Her iddia, her yeni operasyon izleyenleri biraz daha dehşete düşürüyor. Mallar, mülkler, külçe külçe altınlar, eurolar, dolarlar, silahlar, şifreli telefonlar, kurulan karanlık ilişkiler... En son, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e tahsisli araçla kaçarken yakalananlar...
İnsan ister istemez soruyor: Böyle "dini cemaat"mi olur Hani "Bir lokma,bir hırka" denirdi. Görünen o ki lokma büyümüş, hırkanın cepleri de bir hayli genişlemiş. Minareyi çalan kılıfını hazırlamış ama bazen kılıf da minareyi örtmeye yetmiyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı boşuna "Organize Suç Örgütleri..." teşhisi koymuyor. İşin uluslararası istihbarat örgütlerine, hatta devletlere uzanan bir boyutu da var. Tıpkı "eğitim" kılıfıyla devletin kılcal damarlarına sızan ve en sonunda 15 Temmuz darbe ve işgal girişimiyle kan döken FETÖ gibi.
Bu halk FETÖ'yü çok iyi tanıdı. FETÖ'nün nasıl eli kanlı bir örgüt olduğunu, nasıl gözü dönmüş bir canavara dönüştüğünü "o gece" bütün dehşetiyle yaşadı ve gördü. "Sütte nağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer" derler. Türkiye'nin de benzer yapılara bakarken artık çok daha dikkatli olması gerekiyor.
Bugün "o gece"ye dair iki önemli çabadan söz etmek istiyorum. İlki, TRT'de yayınlanan yarı belgesel "Asırlık Gece" dizisi. Her rastladığımda anlatılanları, gerçek görüntüleri izlerken o geceyi unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü milletlerin hafızası zayıflarsa, tarih eski defterleri yeniden açmayı sever.
Tarihin yeniden yazıldığı destansı bir direniş öyküsü bu... O direnişin siyaset ayağında tarihe altın harflerle yazılacak çok sayıda isim var. İlk sırada Başkan Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli ve elbette Gazi Meclis geliyor. Gazi Meclis'e bombalar yağarken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ adeta darbecilere meydan okuyordu: "Ne yaparsanız yapın, buradayız.Yapacağımız tek şey burada ölmektir."
İkincisine gelince... İkincisi, o gece medyanın oynadığı tarihi rolle ilgili. Türk medyası tarihinde ilk kez o gece darbeler karşısında önemli bir sınav verdi. Başta vesayet rejimi olmak üzere FETÖ ve diğer terör örgütleri karşısında yürütülen bu demokrasi mücadelesinin amiral gemisi ise Turkuvaz Medya'ydı.
Aslında o geceye gelmeden önce bu mücadele en şiddetli hâliyle Gezi kalkışmasında, 17-25 Aralık yargı darbesinde yaşandı. Sabah, A Haber ve ATV bu mücadelelerin sürdürülmesinde kritik rol oynadı. 15 Temmuz gecesi ise bu mücadelenin final karşılaşmasıydı. Ya kazanılacaktı ya da kaybedilecekti.
Çünkü bazen tarih insanlara uzun uzun düşünme fırsatı vermez; önünüze iki kapı koyar ve birini seçmenizi ister. Bu tarihi hesaplaşmanın medya tarihi açısından en önemli tanıklarından biri de A Haber Genel Müdürü sevgili Abdulhalik Çimen'di.
Çimen, "Bir Daha Asla"

11