Batı'ya 'efendilik kompleksi'nden arınma daveti!

Dışarıda ABD-İsrail saldırganlığı, içeride CHP eksenli yolsuzluk iddiaları gündemi zehirlediği için başımızı kaldırıp ülkede ve dünyada neler olduğuna bakamıyoruz. Oysa dünya büyük bir zihniyet devriminin eşiğinde.
Henüz yeni dünyanın nasıl olacağı bilinmese de insanlık, tarihin en büyük sorgulamasıyla yüz yüze. Mevcut BM sistemi sorgulanıyor, liberal ekonomi ve demokrasi sorgulanıyor, devletlerarası ilişki sorgulanıyor ve en önemlisi de sanki dünyanın hiçbir coğrafyasında bilim, sanat, kültür üretilmemiş gibi Batı'nın tek merkez olarak sunulduğu eski dünya sorgulanıyor.
İstanbul bu sorgulamanın yapıldığı en önemli küresel merkezlerden biri... İzlediniz mi bilmiyorum, üç gündür İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde bütün bu soruları soran ve cevap arayan küresel bir forum düzenlendi: "Dünya Dekolonizasyon Forumu..."
Şöyle diyebiliriz, son 500 yılda deniz yollarının ele geçirilmesiyle Batı'nın küçük ülkeleri bile dünyanın onlarca ülkesini yüzyıllar boyunca sömürge yaptı ve bütün kaynaklarını Batı'ya taşıdı. Ama mesele sadece yeraltı ve yerüstü kaynaklarının sömürülmesi değildi. Çok daha vahim olan, zihinlerin sömürgeleştirilmesiydi.
Geçen yüzyılda birçok ülke sömürgeciliğe karşı ulusal kurtuluş mücadelesi verdi ve "bağımsız" oldu. Ancak zihinlerin sömürgeleştirilmesi sürdü ve bu diğerinden çok daha iz bırakan bir tehlikeydi. İşte İstanbul'da düzenlenen "Dünya Sömürgesizleşme Forumu" bu derin tehlikeye karşı atılmış küresel çaptaki ilk adımdı.
Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen foruma katılanlar, bilginin tek merkezli üretimine karşı çıkarak İstanbul'u sembolik olarak Doğu ile Batı, geçmiş ile gelecek, yerel ile küresel arasında kurucu bir temas alanı olarak konumlandırdı.

YENİ MERKEZLER
Bu hedefi de en net ve çarpıcı biçimde açış konuşmasını yapan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak belirledi:
"Bugün, sömürgeci aklın kullanageldiği meşruiyet ruhsatlarını geçersiz kılmak zamanı. Zira dünyamız alarm veriyor. İhtiyaç duyduğumuz, 'Beyaz Adamın Yükü'nün karşısına reaktif bir şekilde 'Siyah Adamın Yükü'nü koymak değil. Zira bir mantığı tersine çevirmek, onu aşmak değil, yıkılmak istenen hiyerarşinin mimarisinin içinde kalmaya devam etmektir. Olması gereken, bu mantığın terk edilmesidir."
Albayrak, bu terk etmenin bir karşıtlık olmadığının da altını çizdi:
"Burada Batı'ya karşı bir başka merkez kurmak veya Batı'sız bir dünya için de toplanmadık. Bilakis, dekolonizasyon Batı'ya da kendisini ele geçirmiş olan 'efendilik kompleksi'nden arınması için açık bir davettir. Zira tıkanan uluslararası sistemin, Paris'te, Londra'da, New York'ta, Amsterdam'da üretilen bilginin sınırlarına dayandığı anlaşılıyor. Dünyanın artık yeni merkezlere, İstanbul'da, Cakarta'da, Addis Ababa'da, Rabat'ta, Kahire'de ve Gazze'de üretilen