Başarıyı kardeşlikle taçlandırma vakti

Bazı tarihi dönemler vardır; devletler yalnızca ne yaptıklarıyla değil, neyi sonsuza kadar geride bıraktıklarıyla büyürler.
Türkiye tam da böyle bir anın eşiğinde....
Bu sebeple bugün konuşulan mesele, sıradan bir siyasi açılım meselesi değil. Adına ister "Terörsüz Türkiye", ister "çözüm", ister "barış süreci" densin; milletin aradığı cevap açıktır:
"Silahlar gerçekten ve geri dönmemek üzere bırakılacak mı Örgüt, bütün unsurlarıyla feshedilecek mi"
İşte sürecin meşruiyeti bu soruların cevabında saklı. Devlet, terörü sona erdirmek için hukuk düzenlemesi yapabilir. Silaha bulaşmamış insanların topluma dönüşünü sağlayabilir. Dağdan ineni yeniden hayata kazandırabilir. Ancak bunları yapmak, şehitleri unutmak değildir, yeni şehitlerin gelmesini engelleyerek onların emanetine sahip çıkmaktır.
Ayrıca bu süreç, Kürt vatandaşlarımızı herhangi bir örgütün gölgesinde değerlendirme yanlışından kurtulmanın da fırsatıdır.
Kürtler bu ülkenin misafiri değil, bu devletin, bu toprağın ve bu bayrağın asli sahiplerindendir.
Türk ile Kürt arasındaki bağ, örgütlerin kurduğu geçici ittifaklardan değil; tarihten, imandan, komşuluktan, akrabalıktan ve ortak kaderden doğmuştur.
Bu nedenle yeni dönem, yalnızca silahların sustuğu değil; siyasetin terörden, vatandaşlığın etnik vesayetten ve kardeşliğin örgüt baskısından kurtulduğu yeni bir dönem olmalı.
Burada iktidara da muhalefete de büyük sorumluluk düşüyor.
Bu mesele seçim hesabına, parti propagandasına veya şahsi siyasi geleceklere indirgenemez. Şu ana kadar çerçeve yasaya atılan imzalar, Yeni Parti'nin çark etmesi hariç bunun başarıldığını gösteriyor.
Bugün milletin ezici çoğunluğu da sürece karşı değil, sadece aldatılmaya karşıdır. Barıştan korkmuyor; silahların yeniden ortaya çıkmasından korkuyor. Bunu da anlamak gerekiyor. Bu nedenle yeni sürecin parolası romantizm değil, "güvence"dir.
Silah bırakma kesin, fesih doğrulanmış, hukuk şeffaf, devlet de kararlıysa gerisi gelir.
Bunlar sağlandığında kazanan; oğlunu askere gönderirken yüreği titremeyen anne olacaktır.
Kazanan; kepenk kapatmak zorunda kalmayan esnaf olacaktır.
Kazanan; öğretmenin, doktorun ve yatırımcının güvenle gittiği şehirler olacaktır.
Kazanan; teröre harcanan kaynakların fabrikaya, okula, tarıma, teknolojiye ve gençlerin geleceğine yöneltildiği Türkiye olacaktır.
Asıl büyük zafer budur.