Başkan Erdoğan, Bişkek'ten dönüş yolunda Şanghay Zirvesi'ni değerlendirdi: Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla ilişkilerimiz çok yönlü dış politika anlayışımızın yansımasıdır
Dünyanın altüst olduğu bir zaman diliminde Doğu'nun büyük güçlerinin buluştuğu Bişkek Zirvesi'nin dikkat çeken lideri Başkan Erdoğan'dı.
Özellikle Rusya Devlet Başkanı Putin'le görüşmesi nereye evirileceği kestirilemeyen Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle önemliydi ve ilgiyle izlendi. Arka planda neler konuşulduğu bilinmese de Başkan Erdoğan'ın görüşme sonrası söylediği; "Çok olumlu bir görüşme oldu" sözleri umut vericiydi.
'BATIYA SIRT ÇEVİRMİYORUZ'
Bişkek Zirvesi, birçok yönüyle bölgeyi ve dünyayı ilgilendiren bir zirve oldu. Zamanlaması da Türk dünyasının önemli merkezi alan Bişkek'te yapılması da anlamıydı. Aslında Şangay İşbirliği Teşkilatı, hem küresel hem de bölgesel anlamda birbiriyle rekabet eden Çin, Rusya, Hindistan, Kazakistan, Pakistan ve İran gibi birçok ülkeyi aralarındaki kritik sorunlara rağmen aynı masada buluşturmasıyla dikkat çekiyor. Şimdi bu birliğe başta Türkiye olmak üzere "diyalog ortağı" birçok ülke de katıldı. Türkiye'nin varlığı ise diğerlerinden çok çok farklı. Türkiye, NATO üyesi, AB'yle güçlü bağları var, Türk dünyasının motive edici gücü ve en son Mekke İttifakı ile bölgesel dengenin kilit ülkesi. Şangay İşbirliği Teşkilatı'nın üyesi olmasa da diyalog ortağı pozisyonuyla bile birliğe güç kattığı gibi orada bulunması dünya barışı adına da kıymetli.
Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'ten Ankara'ya dönerken Başkan Erdoğan, gazetecilerin hem bu zirveyle ilgili hem de Terörsüz Türkiye'deki gelişmeler ve Suriye'de olup bitenlere ilişkin sorularını cevapladı.
KARADENİZ'DE GÜVENLİK İÇİN İNSİYATİF ALINMALI
Yalnız Türk bayraklı veya Türk işletmecilerin kullandığı gemiler değil, Karadeniz'deki bütün sivil deniz taşımacılığının güvenliği bizim için önemli. Taraftar arasındaki mücadele, sivillerin ve ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak bir noktaya taşınmamalıdır. Bu nedenlerle çok daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Bu sorunu çözmemiz lazım. Çünkü artık verdiği zarar giderek katlanıyor. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Şunu açıkça söylemek isterim ki, tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.
PUTİN DE SAVAŞTAN MEMNUN DEĞİL
Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Çok çok samimi bir havada geçti. Birçok alanda Rusya ile önemli bir işbirliğimiz var. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız.
EN DOĞUDA VE EN BATIDAYIZ
Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvedeki hitapta bu hususa dikkat çektim. En batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak bizimle aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceğiz.
TÜRKİYE'NİN DENGELİ İLİŞKİLERİ KÜRESEL SORUNLARA ÇÖZÜM BULUYOR
Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı'na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye'nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara iş birliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz; 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır.
MEKKE'YE GİZLİ TEPKİ KOYANLAR VAR
(MEKKE İTTİFAKI'NA DAİR) İstanbul'da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz.
KAAN'DAN VAZGEÇMEYİZ
Türkiye'nin F-35 programına tekrar dahil olması konusunda da görüşmelerimiz sürüyor. Amerika'daki süreçlerin bir an önce tamamlanmasıyla bu meselenin geride bırakılacağını düşünüyoruz. Tüm diplomatik çabalarımızı yürütürken KAAN'dan vazgeçmiyoruz. Kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Aksine Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye budur. Güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.

8