Kur'an Günlüğü -17. cüz- Ey insan! Kur'an'da senin zikrin var!

Enbiyâ Suresi'nin 10. âyetinde meâlen şöyle buyurulur: "Size öyle bir kitap gönderdik ki onda zikriniz vardır. Peki, hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız"

"Bu kitapta sizin zikriniz vardır." ifadesi çok geniş bir anlama sahiptir. Vahyin ilk muhatapları için ne mana ifade ettiği hakkında tefsir kitaplarına bakılabilir. Biz, bu mübarek âyetin, her zaman ve zeminde yaşayan insan için ne anlama gelebileceği üzerinde tefekkür edelim ve gelin, onun anlam derinliğine birlikte dalalım:

1. Ey insan! Bu kitap senden bahsetmektedir. Bu kitap, senin içindir; kendini daha iyi tanımana yardımcı olmak için gönderilmiştir. Nereden gelip nereye gittiğini, nerede olduğunu, varoluş amacını, ihtiyaçlarını, arzularını, manevî potansiyelini, eksiklerini, imkânlarını ve nelerin sana iyi gelip nelerin iyi gelmeyeceğini en iyi bilen, Rabbindir. "Yaratan, yarattığını bilmez mi!" (Mülk 67/14). Bilir elbet. Bu kitap, sana dünya ve ahirette mutlu ve huzurlu olmanın yolunu gösterir (Bakara 2/201); dünyanın sıkıntıları ve musibetleriyle nasıl baş edeceğini öğretir (Bakara 2/155). O, hasta kalplere şifadır (Yunus 10/57); karanlıklarda kaldığında çıkış yolunu gösteren ışıktır (Hadîd 57/9). O hâlde seni senden iyi bilen Rabbinin senin için yazdığı bu reçeteye, bu hayatı kullanım kılavuzuna dört elle sarılmalısın. 2. Ey insan! Allah bu kitapta seni zikretmiş, seni anmıştır. Kur'an'ın büyük çoğunluğu, insandan bahseder. Bu, Hak Teâlâ'nın seni zikretmesidir. Mutlak kudret sahibi Yüce Yaratıcı, bu kitabı inzal etmekle sana tenezzül etmiş; seni yalnız bırakmamış ve ne kadar önemseyip sevdiğini göstermiştir. O, içinizden birini sizin namınıza elçi olarak seçmiş, onunla özel bir yolla konuşmuştur. Bu, aslında O'nun tüm insanlarla konuşmak istediğini gösterir. Kur'an okuduğunda, Rabbin tarafından zikredilirsin. Çünkü O'nun kelâmını okumak, O'nu zikretmektir. O'nu zikretmek de O'nun tarafından zikredilmektir. Zira Kur'an'da "Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim." (Bakara 2/152) buyurur Yüce Mevlâ. İşte bu mübarek Kitap, onu okuyup Allah'ı zikrettiğinde senin O'nun tarafından zikredildiğini bildirir.3. Ey insan! Allah bu kitapta senin O'nu nasıl zikredeceğini öğretmiştir. Bu kitap, aynı zamanda Allah'tan bahseder, Allah'ı zikreder. "Allah'ı zikretmek, en büyüktür" (Ankebût 29/45) diyerek insanın yapacağı en güzel şeyin, en büyük kulluğun ve en büyük insanlığın O'nu zikretmek olduğunu vurgular. Bu zikrin nasıl yapılacağı sorusunu cevapsız bırakmayarak O'nun esmâ ve sıfatlarını öğretir; O'na nasıl ibadet ve dua edeceğini bildirir.4. Kur'an'da "zikir" kelimesi, "şan, şeref" manasında da kullanılır. "Senin zikrini yüceltmedik mi" (İnşirah 94/4) meâlindeki âyette "zikir" bu manada kullanılmıştır. Zikrin bu manası dikkate alındığında âyet şu anlama gelir: Ey insan! Bu kitapta senin şan ve şerefin vardır. Bu kitapta insan, ahsen-i takvim (en güzel) biçimde yaratılan, en mükerrem varlık ve Allah'ın halifesi olarak tanıtılır. Manevî olgunluğa ulaşan insanın, meleklerle yarışacak kadar manen yükseleceği bildirilir. Seni bu kadar yücelten bu kitabın kıymetini bil ki kendi kıymetini de bilesin. İşte o zaman kendine ve tüm insanlığa hoşça bakar ve insanın "zübde-i âlem" olduğunu anlarsın. Bu kitapta verilen tavsiyelere uyar ve "hazret-i insan" olduğunun farkına varırsan şanın ve şerefin artar. Heyhât ki insanların çoğu insanı yücelten, onu şereflendiren bu ilâhî kelâmdan yüz çevirirler: "Biz onlara, (şereflerini yücelten bir) zikir gönderdik. Oysa onlar, bu şerefe nail olmaktan (zikirlerinden) yüz çeviriyorlar" (Müminûn 23/71).