Kur'an Günlüğü -13. cüz- "Nefsimi temize çıkaramam, zira nefs daima kötülüğü emreder"

Dıştan bakıldığında insan, tek bir surete ve şekle sahip. Ancak iç âlemi çok katmanlı, çok boyutlu ve çok kutuplu. "A güzelim, sen alelâde tek bir adam değilsin ki/Sen bir âlemsin, sen bir derin denizsin/O senin muazzam varlığın yok mu O belki dokuz yüz kattır. O, dibi, kıyısı bulunmayan bir denizdir/Yüzlerce âlem, o denize dalar gark olup gider." der Mevlânâ.

Dış âlemde Musa ve Firavun ayrı kişiler. Onların mücadelesini anlamak kolay. Ama insanın iç âleminde de Musa ve Firavun var. "Musa da Firavun da sende. Bu iki hasmı nefsinde ara." der yine Mevlânâ. Lâkin nefsteki Musa ve Firavun'u arayıp bulmak ve onların mücadelesini fark edip görmek herkesin kârı değil.

Kur'ân-ı Hakîm, insanın iç âlemindeki çok katmanlılığa pek çok âyette atıf yapar. İnsanın iç dünyasına, psikolojik yapısına ve idrak kabiliyetine dair açıklamalar yaparken nefs, kalp, ruh ve akıl gibi kavramlar kullanır. Bu kavramları kesin sınırlarla birbirinden ayırmak ve net bir şekilde tanımlamak pek mümkün değildir. Nitekim bunlar kelâm, felsefe ve tasavvuf ilimlerinin her birinde farklı terimsel anlamlar kazanmıştır.

Kur'an'da "nefs" kavramı genellikle "bir şeyin özü, zatı ve kendisi" anlamında kullanılmıştır. Bununla birlikte "insanın iç dünyasında var olan, düşünce ve eylemlerini yönlendiren kuvvet ya da merkez" anlamına gelebilecek şekilde de kullanılmıştır. "Nefsi ona kardeşini öldürmeyi güzel gösterdi." (Mâide 5/30) ve "Nefsini arındıran kurtulur, onu kirletip günahlara batıran ise kaybeder." (Şems 91/9-10) mealindeki âyetlerde "kendi zatı" manasından ziyade diğer manasıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Kur'an'da nefsi niteleyici olarak zikredilen şu üç sıfat dikkat çeker: Emmâre (kötülüğü emreden), levvâme (kınayan), mutmainne (tatmine eren). Bu sıfatlar tasavvufta nefsin mertebeleri olarak değerlendirilmiştir. Buna göre terbiye edilmemiş nefs, emmâredir; kısmen terbiye edilince levvâme hâline gelir. Terbiye edilmiş nefs ise mutmainne olur. Tabi bu ana mertebeler arasında pek çok ara mertebe de olabilir. Mevlânâ'nın ifadesiyle nefsin "dokuz yüz katı" vardır.

Yusuf Suresi'nin 53. âyetinde nefsin, "emmâre" özelliği şu şekilde ifade edilir: "Nefsimi temize çıkaramam. Zira nefs daima kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin bağışladığı nefsler bunun dışındadır."

Bu sözler, müfessirlerin ekseriyetine göre Hz. Yusuf'a, bazılarına göre ise Züleyha'ya aittir. Kime ait olursa olsun, Kur'an'ı okuyan kişi bu sözleri kendi söylüyormuş gibi hisseder. Belki de bu sebeple sözün sahibi tam belli edilmemiştir. Bu âyeti okuyan kişi "Ben nefsimi temize çıkarmamalıyım, asla böyle bir hataya düşmemeliyim. Hiçbir zaman nefsimin oyunlarından emin, kusurlarından beri olamam. Nefsim hakkında daima teyakkuzda olmalıyım." mesajını alır.