Haçlı seferlerinin başarılı olmasının en önemli sebebi: Müslümanların bölünmüşlüğü (1)

Haçlı seferleri sırasında Müslümanlar birlik içinde hareket ettikçe galip geldiler, ancak bölünme ve çekişmeler istilacılara kapı açtı—bugün Ortadoğu'da tarih kendini tekrar ediyor mu?

Mahmut Ay
Bugün
7
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Haçlı seferleri döneminde İslam dünyasının siyasi bölünmüşlüğünün istilacıların başarısının temel sebebi olduğunu ileri sürmektedir. Fâtımîler ve Selçuklular arasındaki rekabet, çeşitli beylik ve emirliklerin kendi çıkarlarını gözettikleri için Haçlılar karşısında birleşemeyen Müslümanları zayıflatmıştır. Acaba güncel Müslüman coğrafyasındaki bölünmüşlük, tarih boyunca tekrarlanan bir kader mı, yoksa farklı sebep ve sonuçlarla yeni bir durumun mu sonucudur?

Tarih, günümüze rehberlik edebilecek ibretlik hadiseler hazinesi. Dünün hatalarını, bugün tekrar etmemek için o hazineden istifade etmeli. Bu ve bir sonraki yazımızda, İslam tarihi açısından dünün en büyük hatalarından birini kısaca hatırlatıp bugün aynı hataya düşmemek için ders çıkarmak gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

Bilindiği üzere XI. yüzyılın sonlarında Avrupalılar "Kudüs'ü kurtarma" sloganı ile, Türkleri Anadolu'dan atmak ve bütün Ortadoğu'yu ele geçirmek için "Haçlı seferleri" başlatmıştır. 1096 yılında başlayan Haçlı seferleri, 1291'de Latin Hıristiyanların Doğu'da son merkezi olan Akkâ'dan çıkarılmasına kadar süren yaklaşık iki yüzyıllık bir dönemi kapsar. Bu iki yüz yıl içinde Haçlılarla Müslümanlar onlarca savaş yapmış; bunların bir kısmında Haçlılar bir kısmında Müslümanlar galip gelmiştir. Şu nokta oldukça dikkat çekicidir: Müslümanlar, tek başlarına girdikleri savaşlarda yenilmişler ancak birlik içinde hareket ettikleri zaman galip gelmişlerdir.

O dönemde İslam dünyasının siyasi durumuna bakıldığında şu görülür: İslam dünyasının kahir ekseriyetini oluşturan Sünnîlerin bağlı olduğu Bağdat'taki Abbâsî halifesine karşılık azınlık durumundaki Şiîler Kahire'deki Fâtımî halifesine bağlıdır. Şia'nın Bâtınî/İsmailî kolundan olan Fâtımîler, Abbâsîlere de Selçuklulara düşman gözüyle bakmakta, her fırsatta onlarla mücadeleye girmektedir. Kudüs'ü 1098'de Selçuklulardan almışlardır. Haçlı seferleri başladığında Kudüs, Fâtımîlerin elindedir.

O dönemdeki en güçlü İslam devleti olan Büyük Selçuklu Devleti'nde taht mücadeleleri yaşanmaktadır. Ayrıca önemli şehirlerdeki Selçuklu valileri, belirli bir güce ulaştıktan sonra bağımsız hareket etmeye çalışmaktadır. Bazı valiler arasında siyasî ve askerî çekişmeler yaşanmaktadır. Anadolu'da da Türkler arasında birlik kaybolmuştur, çeşitli Türk beylikleri birbirleriyle mücadele halindedir. İşte İslam dünyasının içinde bulunduğu bu siyasî bölünmüşlük Haçlı seferlerinin başarılı olmasının en önemli sebebidir. Konuyu detaylıca incelemek isteyenler Amin Maalouf'un "Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri" ve Aydın Usta'nın "Çıkarların Gölgesinde Haçlı Seferleri" isimli eserleri tavsiye edelim. Aşağıda vereceğimiz örnekler bu iki eserden özetlenerek alınmıştır.

O dönemde Suriye'nin siyasal parçalanmışlığı öylesine bir boyuttadır ki, her kasaba bağımsız bir emirlik gibi hareket etmektedir. Herkes, istilacıdan korunmak ve onunla anlaşmaya varabilmek için ancak kendi güçlerine güvenebileceğini bilmektedir. (Maalouf, s. 67).

İslam dünyasındaki ihtilafın en önemli sebeplerinden birisi, Abbasî halifesine mukabil kendi halifelerini çıkaran ve ona bağlanan Şiî Fâtımî Devleti'dir. Fâtımîler, Sünnîleri zayıflatmak için ilk başta Haçlılarla iş birliği yapmaktan çekinmemişlerdir. Hatta bazı tarihçilere göre Haçlıların Selçuklu Türkleri üzerine saldırmalarının arkasında Fâtımî kışkırtması vardır. İbnu'l-Esîr bu konuda şöyle der: "Bazıları derler ki, Selçuklu imparatorluğunun genişliğini gören Mısır hükümdarları (FâtımÎler), korkuya kapılmışlar ve Frenklerden Suriye'ye yönelerek onlarla Müslümanlar arasında bir tampon kurmalarım istemişler. Gerçeği bir tek Allah bilir." Malouf'un da belirttiği gibi İbn el-Esir'in Frenk istilasının başlangıcına ilişkin bu açıklaması, İslam dünyasında, Bağdat'taki Abbasi halifeliğini talep eden Sünnilerle, kendilerini Kahire'deki Fatımi halifeliğine bağlı gören Şiiler arasında hüküm süren bölünme hakkında çok şey söylemektedir. (Maalouf, s. 70)

Haçlıların, Selçuklu üzerindeki ilk başarıları, İznik'in düşmesi ve Haçlıların işgaline uğramasıyla olmuştur. İznik düşüp Haçlıların eline geçince, Ermeni asıllı bir Şiî olan Fâtımî veziri el-Efdal Bizans imparatorunu hararetle kutlamış ve istilacıların Antakya'yı ele geçirmelerinden üç ay önce, hediyelerle yüklü bir Mısır elçilik kurulu, yakında zafer kazanmalarını temenni etmek üzere Frenk kampını ziyaret etmiştir. Mezkûr vezir, haçlılara şunu teklif etmiştir: Kuzey Suriye sizin olsun, Güney Suriye bizim (Maalouf, s. 71).