Seçilenin farkı, eşitler arasında iş bölümü için seçilmiş olmasıydı. Seçimin amacı, eşit haklara sahip kimseler arasında en kıdemli, en tecrübeli ve ehil olanı belirlemekti.
Zira toplum halinde yaşayan insanlar iş bölümü yaparak hayatı kolaylaştırırlar. Bazıları ziraat ve sanatla uğraşırken, bir kısmı ticaret ile uğraşır. Bir kısmı idare sanatı olan siyasetle iştigal ederken, diğer bir kısmı manevî, dinî hizmetleri deruhte eder.
İnsanlar Hz. Âdem'in (as) çocuklarıydı. Âdem (as) ise topraktan yaratılmıştı. Böylece kul olma yönüyle, aynı asıldan gelen insanlar eşit haklara sahipti. Hukuk önünde herkes eşitti. Ancak Allah'a (cc) karşı olan tutum ve davranışlarıyla (takva) birbirlerinden ayrılmakta ve üstün olabilmekteydiler.
ÜSTÜNLÜK DEĞİL, İŞ BÖLÜMÜ...
İş bölümü gereği seçilen idareci, bir topluluğu idare eden, sorunlarını çözebilen, hedefleri ve planları olan, doğru takım arkadaşları ile ortak stratejiler geliştiren ve geleceği öngörebilen kişidir. Çok akıllı, çok üstün olduğu için değil, iş bölümü gereği seçilmiştir. Diğer insanlar da, üzerine düşen vazifeleri yaparak toplumun huzur ve refahı için çalışırlar.
Yöneticinin başarılı olması için, çalışanları ile iletişiminin iyi olması, tahakküm etmemesi, onlarla istişare etmesi ve onların fikirlerini her zaman ciddiye alması gerekir.
Tekaddüm kelimesinin 'önce gelmek, öne geçmek' gibi mânâları var. Bu arzu az çok her insanda bulunabilir. İslâmın öngördüğü tekaddüm, hizmette nefsini ileri sürüp; ücret, şöhret, mükafat dağıtılırken en arkaya gizlenmektir.
Tahakküm ise, basit tanımıyla kendini üstün görerek, diğer insanları baskı altına almaktır. 'Desise-i şeytaniye'ler de devreye girince toplumun cemaatin ruhu kaçar.
ŞEVK KIRMAK DEĞİL, YARDIM...
Konu ihlas risalesini mütalaa ederken açıldı. Metin malumunuz:
"Hem nasıl ki; bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârane uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkid edip sa'ye şevkini kırıp atalete uğratmaz. Belki bütün istidadlarıyla, birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler, hakikî bir tesanüd bir ittifak ile gaye-i hilkatlerine yürürler." (21. Lem'a)
Formülü aileye, cemaate, tüm topluma tatbik etmek mümkün. Baba, aileye baskı yapamaz, idareci topluma istibdat uygulayamaz. Adalet ve liyakatle, tevazu ve ihlasla hizmete gayret eder. "Seyyidül kavmi hadimühüm. Bir kavmin efendisi, onlara hizmet edendir." (Hadis-i şerif)

172