İyilikler tevzi edilir, kusurlar reislere verilir

"Ey Müslümanlar, sizin en hayırlınız olmadığım halde, sizi idare etmek üzere seçildim. İyilik yaparsam, bana yardım ediniz; kötülük yaparsam, beni doğrultunuz.

Doğruluk, emanet; yalancılık da hıyanettir. (...) Allah'a ve Resulü'ne itaat ettiğim müddetçe, "bana itaat edin! Şayet ben, Allah'a ve Resulü'ne isyan edersem, artık bana itaat yoktur." (Kenz, III130 İbn Sa'd, Mehamili, Urve'den).

Peygamberimizden (asm) sonra halife seçilen Hz. Ebubekir'in (ra) ilk konuşması ne kadar ibret verici ve faziletlidir.

Yaratılış ve hukuk açısından kimse kimseden üstün değildir. Fazilet; adalet, itidal, hoşgörü, doğruluk ve dürüstlük, azim ve sebat, ülfet, kardeşlik ve dostluk, sevgi ve dayanışma, cömertlik, ağırbaşlılık, cesaret ve kahramanlık gibi güzel haslet ve erdemler demektir.

Hakiki fazilet sahibi insanlar, alçak gönüllü olur kibirlenmez. Kendini hiç kimseden üstün görmez ve hiçbir zaman bir saygı ve hürmet beklentisi içinde olmazlar.

Faziletli değil ama 'faziletfuruş' olanlar ise; ihlasla asla bağdaşmayacak şekilde; kendini üstün, salih ve manevî makam sahibi görüp, başkalarından saygı ve hürmet görme arzusundadır.

DAHA DÜNE KADAR...

Hani derler ya; adamın biri köye muhtar seçilmiş. Ahaliyi toplamış ve "Yüce Allah'ın işine bakın! Ben de daha düne kadar sizin gibi sıradan bir insandım. Ama bugün muhtar oldum" diye 'havalı' bir konuşma yapmış.

Böyleleri bir toplumun, cemaatin yaptığı iyilikleri kendisi yapmış gibi böbürlenir. Yaptığı hata ve kusurları kendi üzerine almaz, hep başkalarını suçlayıp tenkit eder.

Bazıları faziletleri ile seçildiği makamı şereflendirirken, faziletten yoksun bazıları ise seçildiği makamın şerefi ile ile böbürlenirler. İyilik ve güzellikleri temellük etmek isterler.

"Hakikat ise, müsbet şeyler, haseneler, iyilikler cemaate, orduya tevzi edilir ve menfîler ve tahribat ve kusurlar başa verilir. Çünkü bir şeyin vücudu, bütün şeraitin ve erkânının vücudu ile olur ki, kumandan yalnız bir şarttır.

Ve o şeyin ademi ve bozulması ise, bir şartın ademiyle ve bir rüknün bozulmasıyla olur, mahvolur, bozulur. O fenalık başa ve reise verilebilir. İyilikler ve haseneler, ekseriyetle müsbet ve vücudîdir. Başlar sahip çıkamazlar. Fenalıklar ve kusurlar, ademîdir ve tahribîdir. Reisler mes'ul olurlar." (Şualar, 315)