Deprem ikaz ediyor: Vazifenizi unutmayın!

"Ey iman edenler! Siz kendinizden sorumlusunuz. Doğru yolda olduğunuz sürece sapanlar size zarar vermez. Topluca dönüşünüz Allah'adır. O size yaptıklarınızı haber verecektir."1

İlk insandan kıyamete kadar gelmiş ve gelecek bütün insanlar farklı fıtratta yaratılıyor. Hepsinin huy ve karakterleri, meziyet ve kabiliyetleri, inançları, düşünceleri farklıdır. Dünyada şu an yaklaşık sekiz milyar insan var. Yani birbirinden farklı sekiz milyar ayrı âlem.

Yüce Yaradan, bin bir isminin farklı tecellisi olarak insanda olduğu gibi; madenleri, bitkileri, kuşları, meyveleri, parmak izlerini, yıldız ve galaksileri de çeşitlendirerek ne kadar muazzam bir sanatçı olduğunu bizlere gösteriyor. Bundan gerekli dersi alarak farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek gerekmez mi

FARKLILIK ZENGİNLİKTİR

Hakikat böyle iken 'yekdiğerine inkârla, yabanî bakmak' ne kadar doğru 'Husumet ve adavet etmek' insana ve insanlığa ne kadar yakışır Verilen hayat enerjisini birbirimizi tüketmekte kullanmak akıllıca bir iş mi

İnsî ve cinnî şeytanlar sürekli telkin ediyor: "Parçala! Böl! Yok et! Hükmet! Sakın dostça ve kardeşçe geçinmesinler. Enerjilerini kalkınma, ilim, sanat, marifet, teknoloji, medeniyet için birleştirmelerine fırsat verme! Birbirleriyle savaşınlar, boğuşup dursunlar!"

Önce rengimize göre düşmanlık körükleniyor: Siyah derili, sarı derili, beyaz derili, kızıl derili... Sonra kıtalara göre; Asyalılar, Avrupalılar, Afrikalılar... Daha sonra ırklar düşmanlık sebebi yapılıyor... Türkler, Kürtler, Araplar, Acemler, İngilizler, Almanlar vs...

Başka bir sebep ise, inanç ve düşünce farklılıkları. Yüzyıl süren mezhep savaşları, hilâl-haç mücadelesi, engizisyon mahkemeleri, içtihat farkından doğan dahilî muharebeler... Komünistler, faşistler, Alevîler, Sünnîler, Atatürkçüler, Abdülhamitçiler.. Tarih boyunca çeşitli fikir akımları arasındaki mücadeleler... Partiler arası ve parti içi çekişmeler... Demokratlar, halkçılar, milliyetçiler vs...

ÖTEKİLEŞTİRME

Telkinlere kulak verince fitne ve fesat odakları keyifle ellerini ovuşturup duruyor! Bu ötekileştirmeler, düşmanlaştırmalar insanlığın lehine mi, aleyhine mi

Aynı dinî inanca veya siyasî, felsefî görüşe sahip kişiler arasındaki itiş-kakışlar... Nakşîler, Kadirîler, Nurcular, Süleymancılar... Bunların kendi aralarındaki bölünmeden doğan alt gruplar... A Partisini destekleyenler, B Partisini destekleyenler...

Şehirlerarası ötekileştirmeler de var: Bayburtlular Gümüşhaneliler, İstanbullular taşralılar... Gelir dağılımına göre de var, zenginler, fakirler, işçiler, patronlar... Böylece hayat düsturu yardımlaşma olması gerekirken, mücadeleye dönüşüyor. İnsan kendi eliyle kendi huzurunu yok ediyor, kendi kıyametini çabuklaştırıyor. Bu arada ömür gelip geçiyor... Ve maalesef hayatın tekrarı olmuyor!