-Ağır cezalık bir celse, sanık sandalyesinde sen-
Kesif bir karanlık var sesinde,
Derinlerden geliyor boğunuk sesler.
Ürküntü ile dolaşıyorsun sanki ,
Fikir dehlizlerinde..
Kokuşmuş duygular soluyorsun,
ıkmaz labirentlerde.
Haykırıyorsun, susuyorsun,
Homurdanıyorsun !
İntikamla toprağa girenlerin izlerinde.
***
Zulüm.. sinsi bir cinayet saatinde,
Kavgalısın yine kendinle,
Granit kayalarda çiçek açmaz biliyorsun.
Barışık değilsin kendinle..
Barışık değilsin evrenle..
***
Cehalet; bir kara gözlük gözlerinde,
Kesik sesler boğuyor hançereni,
Hüzünlü sözcükler kaplıyor mazlumları..
Hâlâ 'kan davası' güdüyorsun,
Anlaşılmaz çizgiler var, kurak yüzünde..
Yağmur öncesi öfkeli bulutlar gibisin,
Sonra bir ses dolduruyor bütün koridorları :
"Sen kimsin, sevmeyi bilir misin
Kime dinmeyen bu öfkeler, barışı bilir misin "
Şaşırıyorsun ! İrkilip, ke-ke-li-yor-sun...
"Mübaşir sustur şunu!"
***
Siste boğulma gel,
Yağmurlar yıkasın kalbini..
Kesik sesler boğmasın hançereni ,
Huzuru tat, barışı gör artık,
Bahardan süzülen ışık huzmelerinde !
***
Cehennem dökülür dudaklarından
'Kalbime bak!' diyorsun... 'Temiz' diyorsun.

30