Dine olan ihtiyaç...

İnsan zayıf yaratılmıştır. Dünyaya geldiğinden beri maruz kaldığı belalardan kendisini koruyacak bir güç, bir sığınak aramıştır.

Rabbimiz, bizi topraktan yarattı, biz dünyaya daha gelmeden önce, hayatımızı devam ettirebilmemiz için gerekli olanları da yarattı... Havasız yaşayamazdık, havayı yarattı, susuz olmazdı, onu da verdi. Gıdaya ihtiyacımız olacaktı, yemeden, içmeden yapamazdık, onların tamamını, hiçbir eksik bırakmadan bizlere ihsan buyurdu.

Sütten kesildiğimizde, bizleri ömrümüz boyunca faydalanacağımız iki başka "meme" ile tanıştırdı. Birisi, hayvanlardan aldığımız gıdalar, diğeri ise topraktan elde ettiğimiz sebze ve meyvelerdir.

Bizim için yaratılan ve bize takdim edilen bu tatlı gıdaları çiğnemeden yutamazdık, bu husus bilindiği için ağzımızda dişler meydana geldi, hem de etten çıkarılarak sıralanan dişler. Dizilişleri ne kadar mükemmel... Ön dişler arkada, arkadakiler önde olsalardı işimize yaramazdı, bu kadar faydalanamazdık.

Belli bir seviyeye (tam istenilen miktara) ulaşınca dişlerin büyümeleri durdurulur. Tırnak ve saç gibi uzamaya devam etselerdi, belli bir zaman sonra ağzımız kapanmaz hâle gelecekti...

Havaya, suya, gıdaya olan ihtiyacımızdan daha çok dine ihtiyacımız vardır.

İnsan zayıf yaratılmıştır. Dünyaya geldiğinden beri içine düştüğü sıkıntılardan, maruz kaldığı belalardan kendisini koruyacak bir güç, bir sığınak aramıştır. Bir yerden medet ummaya kendisini mecbur hissetmiştir. Ezelden beri onu titreten, korkutan "Ölüm muamması"nı ve buna karşı içine düştüğü ümitsizlik karanlığından kurtulmak için çare aramış durmuştur.

Bunun içindir ki; tarihte hiçbir kavim ve kabile yoktur ki, bir ma'budu olmasın!..

En ilkel topluluklarda bile, tapındıkları tanrıları vardı. Kimi ağaçtan, kimi taştan kendi elleri ile yaptıkları ve şekil verdikleri putlara tapıyor ve onlardan medet umuyorlardı. Ne gariptir ki, günümüzde hâlâ bunlara tapanlar mevcuttur...