Arkadaş seçmek...

M. Said Arvas Hocadan Hatıralar...

Hazret-i Ömer buyuruyor ki: "Salih ve iyi bir arkadaşın yüzüne bakmak bile insanın üzüntülerini giderir ve onu ferahlandırır.

Biz insanlar, hayvanlar gibi yalnız başımıza yaşayamayız, beraberce yaşamak zorundayız, birbirimize muhtacız.

Hayvanlar yalnız yaşayabilirler, onların terziye, ayakkabıcıya, berbere, aşçıya ve buna benzer şeylere ihtiyaçları yoktur. Yakaladığı rızkını yiyebildiği kadar yer, geriye kalanı ise bırakır gider, o başka bir hayvana nasip olur. Demez ki; ben böyle taze eti nerede bulabilirim, iyisi mi buralardan ayrılmayayım, acıkınca yine yemeye başlarım... Tevekkülleri bizden fazladır. Her acıktığında rızkı gönderilir.

Biz, bir ekmek için en az otuz kişiye muhtacız. Tarla sahibine, ekene, biçene, harmanlayana, değirmenciye, fırıncıya ve bu aradaki nakliyecilere ihtiyacımız vardır.

Toplu yaşamak zorunda olduğumuzdan, arkadaş edinmek mecburiyetindeyiz. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: "Cenab-ı Hak bir kuluna hayır murad ettiği zaman ona hayırlı arkadaşlar nasip eder."

Hazreti Ali (radıyallahü anh) buyuruyor ki: "Hayırlı arkadaş edinin, çünkü onlar hem dünyada hem de ahirette işinize yarar ve size yardımcı olur. Garip insan, arkadaşı olmayan insandır."

Arkadaş seçerken çok dikkatli olmalıyız. Çünkü insan, istese de istemese de zamanla arkadaşı gibi olur. Mevlânâ Celâleddin-i Rumi hazretleri Mesnevi kitabında buna işaret buyurur:

Cahiller meclisinden sen her zaman uzaklaş,

Dâima ariflerin mutlu semtine yaklaş.

Nâ ehil kişilerle yoldaşlık etme sakın.

Yere düşen bir maden paslanır yavaş yavaş...

İnsanların çoğu, arkadaşından şikâyet eder; "Bana, bunu yapacağını hiç tahmin etmemiştim. Ben olsaydım ona bunu yapar mıydım" gibi. Menfaate dayalı dostluklar, menfaat bitince biter.

Arkadaş seçimindeki pişmanlık, dünyadan daha çok ahirette meydana gelir. Bizim kıyamet günü insanların arasında rezil ve rüsva olmamıza ve neticede cehennemde yanmamıza sebep olur. Bunun için ne kadar pişmanlık duyacağımız ve üzüleceğimiz kıyamet günü daha iyi anlaşılır. Bunu Âyet-i kerimeden öğreniyoruz. (Furkan suresi 29) Meâlen buyuruluyor ki: