Yeni bir iftira dalgası

Hemen başta ifade edelim: Bahsini edeceğimiz bu yeni iftira dalgasının başını çekenler Kemalist diye geçinenlerdir.

Kemalistler tep tip değil, yekpâre vaziyette hiç değil.

Kemalizm, ahtapot gibidir. ok sayıda elleri-kolları var.

Bir başka ifade ile, Kemalizmin değişik kisveleri var: Dindarı, seküleri, ırkçısı, milliyetçisi, komünisti, devrimcisi, darbecisi, sağcısı, solcusu, eyyamcısı, politikacısı, vesaire...

Kendini "Kemalist sol" cenahta gören bir akademisyene göre, iki tip sahte Kemalist daha var: Kemalist geçinenler ile Kemalizmden geçinenler.

1940'lı yıllarda TDK tarafından basılan "SÖZLÜK"teki örneklemeye göre ise, "Kemalizm, Türkün dini"dir. Bir de bu türden sapkınlıklarda bulunanlar var. "Ata'ya Mevlit" de cabası.

Velhâsıl, bütün bunlar gösteriyor ki, Kemalizmin hemen her türlü rengi, her çeşit versiyonu mevcuttur.

«

Bir hayli çeşitlilik arz eden Kemalistlerin ortak özelliği azdır. Bu sebeple, birbiriyle de uyumsuzdurlar. Deştiğiniz zaman, İslâmiyet ile barışık olmadıklarını anlıyorsunuz. Ne var ki, bu yönlerini fazla izhâr etmiyorlar. Müslüman toplumun nefretinden çekiniyorlar. Bu sebeple, hiç inanmadıkları halde, yine de "Dindar Atatürk" profilinin ön plâna çıkarılmasını istiyorlar. "Mustafa" belgeselini hazırlayan Can Dündar, bu noktada çektiği sıkıntıyı, hatta gördüğü baskıyı vaktiyle köşe yazısında uzun uzun anlatmıştı.

Kemalistlerin bilinen en belirgin ortak özelliği, kafadan "Said Nursî düşmanlığı"dır ve yüz yıldır hayatımızda olan Risâle-i Nur hareketine olan muhalefeti, hatta muarızlığıdır.

Evet, yukarıda saydığımız umum Kemalistlerin ve dahi Atatürkçülerin en fazla karşı geldikleri ve en ziyade düşmanlık ettikleri şahsiyet, hiç tereddütsüz Bediüzzaman Said Nursî'dir. Dolayısıyla, onun eserlerine ve talebelerine de aynı şekilde muaraza ederek, her bir bahane ile onları karalamaya çalışıyorlar. Üstelik, her türlü yalanı, iftirayı, düzmeceyi de ardı sıra dizerekten.

O alenî yalanları, iftiraları, karalamaları okurken, yahut dinlerken, ister istemez şu noktayı düşünüyorsunuz: Bütün bunlar, acaba insî şeytanın aklına gelmiş midir

«

Kemalistler, Sultan Abdülhamid'i hiç sevmezler. Hatta, ona bombalı sûikastta bulunan (1905) Ermeni teröristi "Ey şânlı avcı!" diyerek alkışlayan Tevfik Fikret gibi ondan nefret ederler.

Ama, söz konusu Said Nursî olunca, Sultan Abdülhamid'in haksız yere ona uyguladığı cezalandırma yöntemini bile hoş görürler. Misâl: "Abdülhamid'in tımarhaneye gönderdiği Said Nursî" diyerek, bu muameleden sadistçe bir zevk alırlar.