Vicdanın kanat sesleri

Vicdan öldürülemediği ve hapsedilemediği için, dünyanın her yerinde konuşabiliyor.

Bilhassa son yıllarda Filistin ve İran'a yapılan insanlık dışı saldırılar sebebiyle, dünyanın pek çok ülkesinde vicdanlar dile geldi, harekete geçti ve doğru bir istikamette yol almaya devam ediyor.

Bu kısacık hatırlatmadan sonra, asıl konuya vicdan kavramına bir parça açıklık getirerek devam edelim.

Vicdan, ferdin kendi davranışlarını ahlâkî değerler temelinde sorgulayan ve doğruyu yanlıştan ayırt eden kalbî bir oto-kontrol mekanizmasıdır. Bir başka ifade ile "iç ses" demektir. İnsana mesuliyet hissi veren vicdan, aynı zamanda iyilikten huzur, kötülükten ise rahatsızlık duyma halinin bir tezahürüdür.

Evet vicdan, iyiyi kötüden ayırıp, iyiden lezzet alan ve kötüden de elem hisseden bir duygudur.

*

Bozulmamış bir vicdan daima doğruyu konuşur. ünkü, vicdan, şuurlu bir fıtrattır. Fıtrat ise, yalan söylemez.

Risale-i Nur'da da ifadesini bulduğu gibi, mesela, en basit hayat mertebesi olan bitkilerdeki tohumların, nüvelerin ve çekirdeklerin, fıtratlarındaki büyüme ve gelişme meylinin sevkiyle sümbülleşip meyve vermesi, bu düsturun ne kadar esaslı olduğu gösterir. Hatta, cansız ve şuursuz bir avuç su dahi, sıfırın altındaki derecede fıtratı gereği "daha fazla yer tutacağım" dediği halde, sert demir onu yalancı çıkaramaz. Demiri parçalar, kendisi ise su olur.

*

Risale-i Nur'da, vicdana yüklenen en büyük ve en kudsî mana ise, vicdanın, "Rabbimizi bize tanıtan-tarif eden üç büyük küllî muarrif"in dördüncüsü olmasıdır.

Üç büyük küllî muarrif: Kâinat kitabı, Kur'ân-ı Kerîm ve Hz. Muhammed'den (asm) sonra, dördüncü sırada vicdan geliyor.

Vicdan, küçük-büyük her dairede lâzım. Fakat, hayatı ilgilendiren hemen her meselenin globalleştiği, küresel hale geldiği günümüz dünyasında "küresel vicdan"a olan ihtiyaç büyük ehemmiyet kazanmıştır: Siyaset, diplomasi, demokrasi, temel insan hak ve hürriyetleri, hayvan hakları, sınır ihlalleri, savaş halleri, ekonomik krizler, su-hava-çevre temizliği gibi temel sorunlar, günümüzde sadece fertlerin, liderlerin, yahut bir ülkenin tek başına çözmesi mümkün görünmeyen hayatî konulardır. Bu sebeple, umumî akla, umumî kalbe ve umumî vicdana mecburiyetle ihtiyaç var.