Satın alınan, gün gelir satılır

Şu aralar dillendirilen "ABD, Suriye'de Kürtleri sattı" vakıâsına hayret edenlere önce kısacık bir cevap: Hayrola, niye şaşırdınız Sahi, ne umuyor ve ne bekliyordunuz

Hem unutulmasın, Abdi'yi bir çırpıda satan ecnebi, gün gelir daha iyi bir fiyata Şara'yı da satar. Huyu-karakteri bu olan ecnebiden medet uman varsa hâlâ, varsın enayiliğine doymasın.

«

Devletler arası münasebetlerde, karşılıklı menfaat hesabı ön plânda tutuluyor. İkili an(t)laşmalar ona göre yapılıyor. Diplomatik akıl ve tecrübesi ziyade olanlar daha kârlı çıkıyor. Askerî veya iktisadî gücü yüksek olanlar, kârını katlayabiliyor.

Devlet statüsünde olmayan topluluklar ise, mütecâviz devletlerin nezdinde birer "kullanışlı aparat" gibidir. Tezgâhlarını ona göre kurarlar. ünkü sadisttirler.

Meselâ, o sadistler, hedef seçtikleri grup ve toplulukları satın almaya çalışır. Bunda başarılı olurlarsa, daha büyüklere karşı onları pazarlık kozu veya maşa olarak kullanırlar. İşlerini hallettikten sonra, o aparatları bir şekilde satmanın yoluna bakarlar.

İşte, Suriye'de olup bitenler de bundan ibarettir.

«

Yukarıdaki şablonun "grup ve topluluk" kısmını büyük çapta PKK, YPG, PJAK; yani, Türkiye, İran, Irak ve Suriye'deki çatışmacı Kürtlerin haline tatbik etmek mümkün.

Bu Kürt unsurlar, dünden bugüne Rusya, ABD, İngiltere, Fransa, İsrail ve emsallerinin sözlerine, politikalarına güvendikleri ölçüde aldanmışlardır. Nitekim, finale yaklaşınca ayazda bırakılarak hep perişan edilmişlerdir.

Yaşadığı acı tecrübeyi itiraf edenlerin başında Molla Mustafa Berzanî geliyor. 9 Şubat 1977'de ABD Başkanı J. Carter'a yazdığı mektupta, yaşadıkları hezimeti ve elim perişaniyeti derin bir üzüntü içinde anlatıyor: "Eğer size güvenmeseydim, halkımın perişan olma bahtsızlığını yaşamazdım" diyor. (Mektubun orijinalini internette ve birçok kaynakta bulmak mümkün.)

«

İsmi zikredilen ecnebilerin Kürtleri sevdiğini, Kürtlerin huzur ve refah içinde yaşamalarını istediğini düşünmek safderunluktur. Kendini ve kavmini aldatmaktır. Kürtlerin perişan olmasına tekrâren sebebiyet vermektir.

ünkü, ecnebilerin hedef ve maksadı tamamen kendi menfaatleridir. Kendi hasis menfaatleri için, bölgede özellikle Kürt unsurları sopa gibi, maşa gibi kullanmak istiyorlar.

Bu saikle, Kürt kökenli grup veya örgütlerle temas kurarak "sonuna kadar yardım" edecekleri yönünde onları ümitlendirirler. Ne var ki, bunun adı "ümitlendirme ateşi"dir. Bu yakıcı ateşi, Türkiye, İran, Suriye, Irak, Arabistan gibi ülkelere karşı "pazarlık gücü" için kullanırlar. Esasen, bir kısmı zaten müttefik olan bu ülkelerle daimî bir çatışma ve zıtlaşma hali içinde olmak istemezler.