Mü'minlerin annesi Aişe-i Sıddîka

Hz Peygamberin (asm) diğer hanımları gibi Hz. Aişe (ra) de "mü'minlerin annesi"dir.

Onun dışındaki diğer hanımların daha önceden evlilikleri olmuştur. Hz. Ebubekir-ı Sıddîk'in kızı olan Hz. Aişe ise, bu noktada istisnadır. Ona verilen "Sıddîk" lâkabı da babasından dolayıdır ki, hakikaten babasına lâyık bir evlât olmuştur.

Doğum tarihi ihtilâflıdır. O dönemde Mekke'de doğum kayıtlarına pek dikkat edilmiyordu. Ekseriyet itibariyle, ilk vahyin geldiği sene olan 610'lu yılların başlarına işaret ediliyor. Buna göre, Hz. Aişe'nin Müslüman bir anne ve babanın evlâdı olarak doğmuş olması kuvvetle muhtemeldir. 678 tarihinde Medine'de vefat ettiğinde 67 yaşında olduğu tahmin ediliyor.

«

Hz. Aişe vâlidemiz, gayet yüksek bir ilim, irfan ve ahlâk sahibidir. Evlilikten önce Mekke'de babasının yanında, evlendikten sonra da Medine'de Resulullah'ın yanında ilmini geliştirerek kendini gayet iyi yetiştirmiş bir "ümmül-mü'minin"dir.

Allah'ın Resulü ile sürekli şekilde ilmî-fikrî müzakerelerde bulunmaya çalışmıştır. Ayrıca, ayet ile hadislerin arasındaki mana bütünlüğü hakkında ondan çokça ders almıştır.

Hz. Aişe'nin 2200'den fazla hadis naklettiği noktasında ittifak vardır. İmanî ve fıkhî konularda da kendisine tevcih edilen sorulara kemâl-i vukufiyetle cevaplar vermiştir. Resulullah'ın vefatı sonrasında en az kırk yıl müddetle bu hizmeti aktif bir şekilde devam ettirmiştir.

Bilhassa yüksek tahsil gören ve ilim sahasında kendini geliştirmek isteyen Müslüman hanımlar, en ziyade Hz. Aişe'yi örnek alırlar. Kendisinin çocuğu olmadı; ama, mü'minlerin çocuklarını yetiştirmede en yüksek derecede pay sahibidir.

«

Münafıklar, Hz. Aişe ile çok uğraştılar. Ona olmadık iftiralar attılar. Hatta ona zina isnadında bulunanlar dahi oldu. Ne var ki, onun tertemiz bir mü'mine olduğuna dair âyet nâzil olunca, münafıkların çabası boşa çıkmış oldu. (Nur Suresi: 11-21.)

Daha sonra ve tâ günümüze kadar gelen aynı türden münafıklar, ona başka bahanelerle çamur atmaya yeltendiler. Güya çok küçük yaşta, yani henüz çocukken evlendirildi diye zihinleri bulandırmaya çalıştılar. Oysa, Hicretten sonra Medine'de evlendiğinde bülûğ çağına ermiş bir genç kız idi. Kaldı ki, iffet ve ismet sıfatıyla muttasıf olan Muhammedü'l-Emin'in (asm) bülûğ çağına ermemiş bir kızla evlenmesine imkân ve ihtimâl verilemiyor.