Râşid Halifelerin üçüncüsü olan Hz. Osman (ra), Milâdî 570'li yılların sonlarında Taif'te doğdu. Vefat tarihi ise 17 Haziran 656. Şehid olarak (oruçlu ve Kur'ân okuduğu esnâda) vefat ettiğinde 80 yaşını geçmiş durumdaydı.
Hz. Ömer'in vefatından sonra yine istişare, intihab ve biat ile başa geçti. 12 sene müddetle hilâfet ve devlet başkanlığı makamında bulundu.
Hz. Osman (ra), hem Kur'ân'ın senâsına mazhar olmuş, hem de Resulullah'ın yanında ayrı bir yeri olan yüksek ahlâk, merhamet ve fazilet timsâli bir sahabedir.
Kezâ, diğer halifeler gibi onun da kendine hâs bazı vasıfları, meziyetleri, icraatları var. Bir kısmına kısaca temas etmeye çalışalım.
*
Diğer Hulefâ-i Râşidîn gibi, Kur'ân'da Hz. Osman'a da senâkârâne bazı işaretler var. Ayet, onun hem merhametli bir idareci olduğunu, hem de şehitlerden biri olacağını haber veriyor.
Fetih Sûresinin 29. ayetinde geçen "ruhemâu beynehûm" tâbiri, ona işaret ediyor. Onun mü'minler arasında çok merhametli bir şahsiyet olduğu bu ibare ile nazara veriliyor.
Hz. Osman'a dair Kur'ân'daki bir diğer işaret, Nisâ Sûresinin 69. ayetinde zikrediliyor. Bu ayette, Ebubekir-i Sıddîk'tan sonra gelen üç halifenin de şehîden vefat edecekleri mu'cizâne bir şekilde haber veriliyor: "En-Nebiyyîne, ve's-sıddîkîne, ve'ş-şühedâ, ve's-sâlihîn..."
"Şühedâ," bir çoğul ifadesi olup en az "üç şehid" demektir.
*
Peygamberler tarihinde çok nadirattan olan bir hadise, Hz. Osman'ın evlilikleri ile kayıtlara geçti. Şöyle ki: Hz. Osman (ra), önce Hz. Peygamberin (asm) Rukiyye isimli kızıyla evlendi. Onun erken yaşta vefat etmesi üzerine, Ümmü Gülsüm isimli kızıyla evlilik yaptı. Yani, Resûl-i Ekrem'e iki kez damat oldu ki, öyle bir hadisenin (yani, bir peygamberin iki kızıyla evlilik) daha evvelden vaki olduğuna dair herhangi bir kayıt bilinmiyor, bulunmuyor. Bu sebeple, Hz. Osman'ın bir lâkabı da "Zinnureyn"dir. Yani, iki nur sahibi.
Rukiyye (ra), Bedir Harbi esnasında Medine'de ölümcül bir hastalığa yakalandı. Resulullah, ölüm-kalım harbine rağmen, Hz. Osman'a Medine'de, kızının yanında kalmasını istedi. O da öyle yaptı. Bu sebeple, Bedir Harbinde bulunamadı.
Hz. Osman, Resûl-i Ekrem'in (asm) hem kendisiyle, hem ailesiyle o derece uyumlu ve yüksek seciye sahibi bir şahsiyet idi ki, Resulullah, ona ikinci kızını vermekte hiç tereddüt etmedi. Şayet başka kızları olsa ve kendisi şer'î talepte bulunsa idi, Osman'a onları da vermekte tereddüt etmeyeceğini beyân buyurmuşlardı. Onun ahlâkını o derece takdir ediyordu.

18