İsrail'in iki dayanaklı noktası

İsrail devletinin kuruluşu askeri zaferle değil BM oylamasıyla gerçekleştirildi; peki dinî inançla desteklenen millî duygular, savaş başarılarından daha mı güçlü bir faktör?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, İsrail devletinin 1948'de İngiliz desteği ve BM kararıyla kurulduğunu, ancak devamlılığının sadece dış destek değil Yahudîlerin dinî ve millî değerlerine sahip çıkma heyecanından kaynaklandığını iddia ediyor. Bediüzzaman'ın analizi üzerinden, İsrail'in diriliğini açıklayan gerçek sebebin ekonomik çıkar değil dinin medfun peygamberler ile bağlı olduğu ileri sürülüyor. Ancak, aynı dinî ve millî heyecan Filistin halkında neden benzer etkiyi yaratmamış?

Yirminci asrın başlarında, Filistin'de ve hatta Arabistan kıtasında Yahudî milleti yok denecek kadar azdı. Birinci Dünya Harbinin sonlarına kadar da durum hemen hemen aynı idi.

1917 yılından itibaren yeni bir durum ortaya çıktı. Bölgede Osmanlı'yı karşı üstünlük sağlamaya başlayan İngiliz kuvvetleri, Filistin topraklarını adım adım Yahudîlere açma siyasetini uygulamaya başladı. Avrupa'da, Osmanlı mülkünde ve dünyanın sair yerlerinde bulunan Yahudî nüfusunu bu topraklarda toplama stratejisini devreye soktu. 30 yıl içinde bu siyasetinde büyük ölçüde başarılı oldu. 1948'de burada resmen bir Yahudî devleti kuruluncaya kadar da her türlü desteği sağladı.

İşte, İsrail'in arkasındaki maddî ve siyasî en büyük destek budur.

«

İsrail'in ikinci büyük desteği ve kuvvet kaynağı, kendi dinî ve millî değerlerine sahip çıkması ve buna dört elle sarılmasıdır ki, bunu da "manevî kuvvet" olarak görmek mümkün. Üstad Bediüzzaman'ın bu noktaya dair ifadelerini yazının sonunda takdim edelim.

«

Evet, tarih 15 Mayıs 1948'i gösterdiğinde, Filistin toprakları üzerinde şimdiki İsrail Devleti kuruldu. Bu devletin kuruluşu, cephede veya sahada değil, tarihte ilk defa olmak üzere BM çatısı altında ve burada yapılan oylama neticesi gerçekleştirilmiş oldu. Zira, resmî kuruluşu bu sûratle tamamlanmış dünyada ikinci bir devlet örneğini duymadık, bilmiyoruz.

Ortadoğu coğrafyasında adeta bir çıban başı olarak bu devletin ortaya çıkıp istilâcı bir konuma yükselmesi, şüphesiz İngiltere'nin ve "İngiliz siyaseti"nin desteği sayesinde mümkün olabildi.

«

Geçmişe kısa bir bakış:

1517'de Sultan Selim tarafından Osmanlı Devletine dahil edilen Filistin toprakları, 1917'ye kadar Osmanlı hâkimiyeti altında kaldı.

I. Dünya Savaşının en kritik günlerinde bölgedeki Osmanlı kuvvetlerini çökertmeye yönelen İngilizler, özellikle Filistin bölgesi üzerindeki hâkimiyetini pekiştirmeye çalıştı.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak da, dünyanın başka merkezlerinde dağınık vaziyette yaşayan Yahudîleri aynı bölgeye çekmeye devam etti. Nihayet, 30 yıl sonra, yani 1947-48 yıllarına gelindiğinde, bölgede Yahudîlerin hem nüfusu, hem de nüfuzu büyük bir artış gösterdi. Yahudîler, bu fırsattan istifade ile Filistin toprakları üzerinde İsrail devletini kuracaklarını ilân etti.

Onların bu yöndeki taleplerini İngiltere'nin öncülüğünde görüşen BM Genel Kurulunda, çoğunluğun oyları ile İsrail Devleti resmen kuruldu. Türkiye, bu yeni devleti ilk tanıyan ülkeler arasında yer adı.