Yazar, 23 Nisan 1909'daki Hareket Ordusu darbesinin arkasında Dönmeler ve Sabetaistler olduğunu iddia ediyor ve bunu Osmanlı devlet yönetiminin el değiştirmesine kanıt olarak sunuyor. Tarihsel olarak Bediüzzaman Said Nursî'nin mahkemeden beraat etmesini örnek veriyor. Ancak bu kadar geniş bir konspirasyonun kanıtları yazıda yeterli sunulmuş mu?
GÜNÜN TARİHİ: 23 Nisan 1909
13 Nisan 1909'da "31 Mart Vakası"nı bahane eden Selanik merkezli derme-çatma bir ordu, tıpkı savaşa gider gibi İstanbul'a doğru yürüyüşe geçti. Resmî ismi "3. Ordu" olan bu askerî birliğe ayrıca "Hareket Ordusu" ismi takıldı.
Siyasetin zehirlemiş olduğu kırk bir civarındaki bu silâhlı birliğin kurmay kademesi, aslında izinsiz bir şekilde harekete geçmişti. Dahası, padişaha rağmen ve kendi başına buyruk şekilde hareket ediyordu.
Bu ise, arka plandaki niyetin hiç de iyi olmadığını gösteriyordu. Nitekim, kısa süre sonra her şey anlaşılır hale gelmeye başladı: Bu İttihatçı ordu, İstanbul'daki merkezî hükümete darbe yapmak, padişahı devirmek, muhalifleri biçmek ve nihayet Osmanlı idaresini ele geçirmek için geliyordu. Darbe için seçtikleri gün son derece manidar: 23 Nisan.
Ne yazık ki, bütün kötü senaryolar tek tek gerçekleştirilmiş oldu: Altı asırdır Osmanlı Hanedanında olan devlet yönetimi, bu tarihten itibaren "Selanik Hanedanı"nın eline geçti. Selanik Hanedanından maksat, üç asra yakındır, askeriye başta olmak üzere devletin hemen her kademesine yerleşmiş olan Dönmeler ve Sabetaist olarak bilinen kimselerdir.
Şimdi, o zamanki gelişmelere biraz daha yakından bakmaya çalışalım.
«
Evet, 31 Mart Vakası (Milâdî 13 Nisan) bahanesiyle Selanik'ten yola çıkan Hareket Ordusu, 23 Nisan günü Yeşilköy İstasyonu'na vardı. Aynı gün burada toplanan Âyân ve Mebûsan Meclisi (Meclis-i Millî) üyelerine hareketin maksadı hakkında bilgi verildi.
Buna göre, İttihatçıların organize ettiği Hareket Ordusu, gece saatlerinde şehir merkezine girecek, isyanı bastırıp isyancıları tedip edecek, karşı gelenleri öldürmekten çekinmeyecek, sıkıyönetimin ilân edilmesiyle birlikte ordu idareye el koyacak, padişahı tahttan indirip gerekirse onu da sorgulayacak, adı isyana (31 Mart nümâyişine) karışan her kim varsa, tamamı tutuklanıp askerî mahkemeye sevk edilecek ve bunlara en ağır şekilde cezaya çarptırılacak.
«
"31 Mart Gösterisi"ne katılan askerlerin çoğu, Meşrutiyeti korumak için İstanbul'daki kışlalarda tutulan Avcı Taburuna kayıtlıydı. Sokağa dökülen bu askerler, başlarındaki komutanların çoğunu kışlaya hapsederek "Yaşasın Şeriat" nâralarıyla birkaç gün nümayiş yaptılar.
Bunlar sözde Sultan Abdülhamid taraftarları olup şeriatı savunuyorlardı. Ne var ki, sergerde bir şekilde sokaklara dökülüp güya "zındık İttihatçılar"ı avlamaya başladılar. Muhakemesiz oldukları için, yanlışlıkla bazı kimseleri de vurup ilgisiz insanların kanına girdiler.

6