Yazı, DP İçişleri Bakanı Namık Gedik'in 1960 darbesinden sonra yaydığı intihar söylentisinin yalan olduğunu, orijinal belgeler ve Said Nursî'nin yazışmaları üzerinden ispat etmeye çalışıyor. Yazar, Gedik'in İslâmî değerlere samimi olduğunu, hatta Bediüzzaman tarafından da teyit edildiğini belirtip, siyaseten muhalif olanların dahi darbecilerin propagandasına neden kanıp bu iftiraları devam ettirdiklerini soruyor. Bir kurumun çürümüşlüğünü belgelemek, dönemin şahsiyet ve değerlerini de tahrif etmek suretiyle mümkün müdür?
Burada bahsini edeceğimiz belge, DP iktidarı döneminin İçişleri Bakanı Namık Gedik ile ilgili.
Merhum Namık Gedik'in vefat şekli hakkında yalan yere bir sürü hikâye uyduruldu. En akıl almaz olanı da "Devrilmeyi gururuna yediremediği için, Ankara'daki Harp Okulunun penceresinden atlayarak intihar ettiği" şeklinde olanıdır.
Yâhû, şu "Atladı, intihar etti" diye tutanak hazırlayan ve yayanlar kimdi Hiç şüphesiz, vahşî 27 Mayıs Darbecileriydi.
Peki, bazı insanlar, güyâ nefret ettikleri darbecilerin yalanına neden inandı
ünkü, onlar da siyaseten en az darbeciler kadar Demokratlara muhalif idiler. Bu sebeple, Demokratların aleyhine olacak her türlü yalan ve düzmece bilgiye çanak tuttular. Öyle ki, her türlü darbeye karşı olduğunu söyleyip duran bazı siyasetçiler, iş Demokratlara ve özellikle Namık Gedik'e geldi mi, hâlâ yamuk-yumuk beyanlarda bulunabiliyorlar. Haşa, Namık Gedik'in İslâmî gelişmeden hoşlanmadığı ve bu sebeple Said Nursî'ye de düşman olduğu fikrini yaymaya çalışıyorlar.
Bunlar aslında darbecilerin fiilen katlettikleri merhum Namık Gedik'i bu kez mânen öldürmeye niyet ve teşebbüs edenlerdir. Kimi cahilliğinden, kimi müzmin muhalifliğinden, kimi de dengesizliğinden yapıyor bu saçmalığı.
Oysa ki, o merhum zat, İslâmiyete ciddi taraftar ve Üstad Bediüzzaman'a da son derece hürmetkâr bir şahsiyet idi. Nitekim, aşağıda vereceğimiz belgeye dayalı bilgide bunu göreceğiniz gibi, Said Nursî'nin Emirdağ Lâhikası isimli eserinde de benzer ifadeleri görmek mümkündür. Yani, Bediüzzaman Hazretleri, son mektuplarında Namık Gedik'in samimiyetine, ve dostluğuna vurguda bulunarak, aslında bir bakıma onu ibrâ ediyor, hakkındaki dedikodulara bir nevî susturucu cevap vermiş oluyor.
Şimdi gelelim söz konusu belgeye...
*
13 Nisan 2015 tarihli Yeni Şafak gazetesinde orijinal bir belge yayınlandı. Belge, Üstad Bediüzzaman ve Namık Gedik ile ilgiliydi. Siyaseten hâlâ Demokratlara muhalifliğini belli eden ve bu yöndeki yorumlarıyla dikkat çeken gazetenin haber metninde, her şeye rağmen yine de gizlenemeyen bir hakikat güneş gibi ortaya çıkıyordu. O da, Namık Gedik imzasıyla yayınlanan "TBMM Özel" antetli belgede yer alan bilgilerdi. 13 Nisan 1960 tarihli (kanlı darbeden 45 gün önceki) belgede, 21 Aralık 1959 günü Said Nursî'yi ziyaret eden Namık Gedik, ziyaret esnasında "Hilye-i Saadet" ile bağlantılı olarak yaşadığı bir hatırayı şu sözlerle naklediyor:

5