Ağız tadı

Allah kimsenin ağzının tadını bozmasın. O bozulduktan ve iştah gittikten sonra, hemen hiçbir İlâhî nîmetten tat-zevk alamıyorsunuz.

Sebep bazen çok geç şekilde ortaya çıkabiliyor. Ama, o zaman zarfında yemeden-içmeden kesildiğiniz için, günden güne eriyor, ciddî kilo kayıpları yaşıyorsunuz. İşte, son 3 ayda tam da bu hâli yaşıyoruz.

İnsan böylesi zamanlarda şunu hakka derk ediyor: Bir nîmet elden gitmeden, onu kıymetini tam olarak takdir edemiyorsun.

Aman siz siz, olun sağlığınıza-beslenmenize dikkat edin, itina gösterin; ayrıca, "nazar duâsı"nı okumayı hiç ihmal etmeyin: Kalem Sûresinin son iki âyeti.

*

Bundan üç kadar önce, yani Ramazan Bayramından hemen sonra planlı-programlı seyahatlere başladık. Karayoluyla yaptığımız o seyahatlerden biri hem çok uzun sürdü, hem de aşırı terleme-üşüme neticesinde bronşite yakalandık. O halde iken, önceden ilân edilmiş programları aksatmamaya gayret ettik.

Bronşit tedavisi bir aydan fazla sürdü. O tam sona ermek üzere iken, iki tür hastalık daha ilâve oldu. Biri, aşırı iştahsızlık, dolayısıyla hâlsizlik, şiddetli ağız-boğaz kuruluğu, vesaire. Bu hastalığa dikkat ettim, bundan beş sene önce ölüm derecesine gelerek geçirmiş olduğum "korona"ya tıpatıp benziyor.

Diğer hastalık ise, tamamen benim hata ve tedbirsizliğim sebebiyle vücudumu sardı. Kendini aşırı yorma, omuzda ağırlık taşıma ve "Canım, daha önce de yaptım iş" diyerek kendi kendimi kandırmam sebebiyle başıma geldi. Yirmi günden fazla boyun, omuz ve sırt kaslarım gerim gerim gerildi. Öyle ki, bazen abdest alıp namaz kılmam bir saatten fazla zaman alıyordu. O da hâliyle sürüne sürüne...