Sünnet'te iş güvenliği -2

5. Aldatmaktan Kaçınma ve Dürüstlük

Bir Hadis-i Şerifte Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: "Bizi aldatan bizden değildir." (Müslim, İman, 164). (Bu hadis, buğday satıcısının gizlediği ıslak buğdayı ifşa etmesi olayı üzerine söylenmiştir.)

Bu hadis, genelde ticarî hayatta dürüstlüğü emretse de, iş hayatına yansıması şudur: Bir işi yaparken (bir inşaat, bir imalat veya herhangi bir hizmet), kullanılan malzeme ve işçilik kalitesinden çalmak, işi sağlam yapmamak ve sonucunda can veya mal güvenliğini tehlikeye atmak bu aldatma kapsamına girer. Bir işçinin veya ustanın işi bilerek kötü yapması da "aldatma" olarak kabul edilebilir. Bu beş temel ilke , modern iş güvenliği prensiplerinin İslâmî açıdan görüşlerini oluşturmaktadır.

6. Zarar Vermemek (Zarar ve Zarar İle Karşılık Vermemek) Prensibi:

İslâm hukukunun temel kaidelerinden biri olan ve Peygamber Efendimizin (asm) öğrettiği şu prensip, iş ortamındaki risk yönetiminin de temelini oluşturur:

"Ne kendine ne de başkasına zarar verilebilir." (İbni Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta', Akdıye, 31.)

Anlamı: Bu kaide, genel olarak hayatın her alanında, bir kişinin kendi nefsine veya başkalarına maddî ya da manevî zarar vermesini kesinlikle yasaklar. İş güvenliği açısından bu, işverenin kâr amaçlı olarak dahi, işçinin sağlığına, canına veya kullandığı eşyalara zarar verecek koşulları oluşturmaması gerektiği anlamına gelir. Aynı şekilde, işçinin de dikkatsizliği ile işverenin malına veya diğer iş arkadaşlarına zarar vermesi yasaktır.

Bu prensip, hem iş ortamında riskli durumların önlenmesini (zarar vermemek veya azaltmak) hem de bir zarar meydana geldiğinde hukukî olarak haksız karşılık vermemek gerektiğini ifade eder.

Ayrıca, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesinde dolaylı olarak rol oynayan, tedbirli olmayı ve ihmalden kaçınmayı teşvik eden hadisleri ele alalım.

7. Tedbirli Olmak ve İhmalden Kaçınmak

İş güvenliğinde risklerin önlenmesi, ihmalkârlıktan uzak durmayı gerektirir. Peygamber Efendimiz (asm) bu konuda genel bir sorumluluk şuuru getirmiştir: "Tedbiri bırakma, fakat sadece tedbire de güvenme; tevekkül et."Anlamı: Bu, meşhur "Önce deveni bağla, sonra tevekkül et" prensibiyle aynı ruha sahiptir. İş hayatında bu, işverenin veya işçinin gerekli tüm güvenlik önlemlerini (baret, emniyet kemeri, makine koruyucuları vb.) alması, yani sebeplere sarılması gerektiğini ifade eder. Tedbir alındıktan sonra sonuç Allah'a bırakılır (tevekkül). Tedbirsizlik, ihmaldir ve dinen hoş karşılanmaz.