İttihad-ı İslâm üzerine -3

Daha sonra Üstad Nursî, inancının bir tezahürü olarak şunları belirtmektedir; "İstikbalde hüküm sürecek ve her kıt 'asında hâkim-i mutlak olacak , yalnız hakikat-i İslâmiye'dir." 1

Yine Üstad Nursî, geçmişte (ve/veya günümüzde) , insanlar cahil ve vahşet içinde yaşadıklarında onların İslâmiyet'in hükümlerine uymalarına 8 maninin olduğunu ve gelecekte bu insanların saadet saraylarında yaşamalarının ise 3 hakikate uymakla gerçekleşeceğini söylüyor.

Bu 8 mani şunlardır; taklit, cehalet, taassup, kıssislerin (Hıristiyan din adamlarının) reisliği, çeşit çeşit istibdat, ahlâksızlık ile boş vermişlik, tembelliği sonuçlandıran yeis (ümitsizlik) ve İslâmiyet'in (dış görünüşünde) bazı ilmî meselelerde var olduğu zannedilen tezat hareket ve sözler.

Bu manilerden; taklit, cehalet, taassup ve kıssislerin (Hıristiyan din adamlarının) reisliği, Müslümanların dışındaki toplumlarda görüldüğü, çeşit çeşit istibdat ve ahlâksızlık ile boş vermişliğin ve tembelliği sonuçlandıran yeisin (ümitsizliğin) ise Müslüman topluluklarda görüldüğünün altını çizmektedir.

8. mani olan ve İslâmiyet'in (dış görünüşünde) bazı ilmî meselelerde var olduğu zannedilen tezad hareket-davranış ve sözler konusunun ise bütün insanlık için problem olduğu belirtilmektedir.

Bizdeki, yani 'Müslüman toplumlar' için saydığı maniler yüzünden (çeşit çeşit istibdat ve ahlâksızlık ile boş vermişliğin ve tembelliği sonuçlandıran yeisin vb. ) İslâmiyet güneşinin gölgelendiğini ve İslâmiyet'in gerçek görüntüsünün görünmediğini söylemektedir.

Gerçekten de, geçmiş zamanlar incelendiğinde, Müslüman topluluklardaki yöneticilerin birçoğunun müstebid ve ahlâksız olması, halkların (yönetilenlerin) da ahlâksız, her şeye boş vermiş, tembel ve gelecekten ümitsiz olmalarına sebebiyet vermiştir. Bu durum ise, İslâmiyet'in bir sonucu gibi algılanmış ve İslâmiyet kötülenmiş, dışlanmıştır. Ne yazık ki bazı insanlar tarafından bu düşünce halen geçerlidir.

İşte, Üstad Said Nursî, bu manileri kaldırmak, bertaraf edebilmek ve dünya ve ahiret saadetine erebilmek için aynı yerde üç hakikatin gerçekleşmesi için çalışmak gerektiğini söylüyor. Bu hakikatler; "Yüksek derecede bir himmetle eğitim-maarif ve çok kuvvetli bir şekilde fen ilimlerinde çaba harcamak suretiyle; 1-Hakikati araştırma meylinin yüksek olması, 2-İnsanlara duyulan karşılıksız bir sevgi ve 3-İnsaflı olmak prensiplerini uygulamak"tır.