Her Nur grubu gibi bizler de Risale-i Nurlar'ı okuyup bu hizmetin bir ucundan tutmuş gidiyoruz. Allah son nefesimize kadar bizi bu yoldan ayırmasın.
Sıra içtimaî ve siyasî konulara geldiğinde, bakıyoruz ki, bazıları Risale-i Nur'un ortaya koyduğu tarza ters hareket edebiliyorlar. Bu da hizmetlerde inkıtalara sebep olmaktadır.
Bir Nur talebesi olarak, görevimiz; Risale-i Nur'ları okuyup, anlayıp, hayatımıza uyguladıktan sonra da diğer insanların imanlarının kurtulmasına çalışmak olmalıdır.
Yeni Asya, zamanımızda, Üstad'tan, Risale-i Nurlar'dan bahseden ve onları tanıtan yegâne yayın organı olduğundan, onun takibi, özellikle de okunması, bu zamanın en önemli hizmetlerindendir. ünkü Yeni Asya hem iman hakikatlerinin yayılması hem de Nur talebelerinin sosyal hayatta istikametli hizmet yapmaları için meşveretle yayınlayan bir gazetedir.
Üstad neşriyatın önemini şu cümlesiyle anlatır: "Risale-i Nur, bu mübarek vatanın manevî bir halaskârı olmak cihetiyle, şimdi iki dehşetli manevî belâyı def etmek için matbuat âlemiyle tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim." (Emirdağ Lâhikası, 62. mektup, s. 133)
Yeni Asya'nın niçin yayın hayatına başladığını hatırlayalım.
Gazetemiz yokken ne diyordu Zübeyir Gündüzalp: "Bir gazeteye ihtiyacımız var cemaat olarak. Bizim kardeşlerimiz başka gazeteleri alıyor, okuyorlar; kafaları karışıyor. Dolayısıyla kendimizi savunacak, Risale-i Nur hakikatlerini neşredecek, düşünce birliğini temin edecek bir gazeteye ihtiyacımız var." 1

6