"Toplu taşımada camdan dışarı bakan filozof"

Otobüste camdan bakarken hayatın anlamını sorgulayan insan, durakta inince neden tüm düşüncelerini unutuyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, toplu taşıma yolculuğunda yaşanan kurgusal bir dönüşümü anlatarak, insanın gündelik rutinin içinde nasıl aydınlanmış hale geçebildiğini ironiyle ele alır. Yazar bu olayı öne sürüyor çünkü modern insan ancak fiziksel dünyadan soyutlandığı anlarda varoluşsal sorular sorabiliyor. Peki, bu tür içsel yolculuklar gerçekten anlamlı mı, yoksa gündelik hayata geri döndüğümüzde unutmakla yazılı mı?

Otobüse biner. Normal bir insandır. Hatta biraz önce bindiği minibüste "Abi arkaya ilerler misin!" travmasını yeni atlatmıştır. Ama sonra olur ne oluyorsa... Cam kenarına oturur.
İşte dönüşüm burada başlar.

Camdan dışarı bakmaya başladığı anda artık o, sıradan bir vatandaş değildir. O artık hayatı sorgulayan bir düşünürdür. Şoför ani fren yapar, herkes öne doğru gider; o ise hâlâ dışarı bakıyordur... Çünkü o fiziksel dünyadan kopmuştur. Ruhu, üçüncü köprüden geçip varoluşun öteki yakasına ulaşmıştır.


Bir anda aklına şu gelir:
"Ben gerçekten yaşıyor muyum... yoksa sadece işe gidip gelen bir organizma mıyım" Otobüs Mecidiyeköy trafiğinde sıkışmıştır ama onun zihni evrende serbest dolaşıyordur.
Reklam panolarına bakar... "Mutluluk bu mu" diye sorar.
Kırmızı ışıkta beklerken bir simitçiyi görür... "Hayat da böyle değil mi
Dönüp duruyoruz..." der.

Yan koltuktaki adam yüksek sesle telefonda konuşuyordur ama o artık bu dünyada değildir. O, içsel bir TED Talk vermektedir kendi kendine.
Bir noktada geçmişine iner:
"Ben ne ara bu hale geldim" "Çocukken hayallerim vardı benim..." Otobüs bir çukura girer.
Kafası cama çarpar.
Ama bu bile onu uyandıramaz.


Çünkü o acıyı bile metafor olarak algılar:
"Hayat da böyle işte... Tam dalmışken vuruyor." Sonra en kritik aşamaya gelir:
Kendi hayatının ana karakteri olduğunu fark eder.
Gözlerini kısar.


Müziği yoktur ama zihninde epik bir film müziği çalar.
Tam o sırada... "Bir sonraki durak:
Güneşli Mahallesi." Şoförün sesiyle birlikte tüm evren çöker.
Filozof bir anda gerçek dünyaya geri döner.
Panik başlar.


"LAN BEN BURADA İNECEKTİM!"
Az önce varoluşu çözmüş adam, şimdi kapıya koşarken terliyor.
Kartı basarken elleri titriyor. İnerken neredeyse düşüyor.
Ve otobüsten indiği anda... Hiçbir şey kalmaz.
Az önce düşündüğü o derin sorular, o anlam arayışı, o içsel yolculuk... Hepsi silinmiştir.