Tehlike kapımızda

Tarihin derinliklerinde hâlâ yankılanır o keskin çığlık:

"Ey Mu'tasım!"

Bizans'ın zincirlediği gururlu kadın, onurunu korumak için haykırmış, sesi ta Bağdat'a kadar ulaşmıştı. Abbasi halifesi el-Mu'tasım o sesi duyduğunda hiç tereddüt etmedi; ordular yürüdü, surlar yıkıldı, zincirler kırıldı. Dünya o gün gördü ki, müslüman bir kadının onuru, adaletin en güçlü ordusunu kaldırmaya yetmişti.

Bugün, Gazze'de taşların altında başka bir çığlık yankılanıyor: Bebeklerin, çocukların ve kadınların sessiz çığlığı, feryadı figanları!

Ve annelerin duyulmayan haykırışı:

"Ey Mu'tasım neredesin!"

Ama bu kez Bağdat suskun. Ordular suskun. Müslüman dünyası lal olmuş. Dünya ise vahşeti sadece izlemekle kalıyor ya da görmezlikten geliyor. Müslüman dünyasındaki Gazze suskunluğunun sebebi ne

Kendi değerlerine yabancılaşmış, sadece kendi çıkarını düşünen, nalıncı keseri gibi hep kendine yontan kimlikler haline geldik maalesef. Dıştan hoş, içi boş kimlikler. Ortadoğudaki rejimler örneğin; iskelet var, ona can veren ruh yok. İnanç ve değer yok. İslam, sadece bir kimlikten ibaret kalıyor.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen hiç mi bir umut yok

Var tabi, var…

Yeniden kendimize, kendi kimliğimize, değerlerimize döneceğiz. Allah için kardeşler olacağız. Bir ve beraber olacağız.

Ve zor zamanlar için, yarının büyük kapışması için hazır olmalıyız. Düşmanda ne varsa bizde de o olmalıdır. Oluyor da. Sayın Erdoğan'ın bütün çabası ve hazırlığı bu yöndedir. Çoğu gitti, azı kaldı.

Ben umutluyum. "Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olacaktır." İsrail yıkılacaktır. Ona destek veren ülkelerin gelecekte esamesi bile okunmayacaktır.

İşte Hz. Musa örneği:

Allah, Hz. Musa'yı Firavun'un sarayında büyüttü mü Evet büyüttü. Sonra ne mi oldu Hz. Musa Firavun'un saltanatına ve zulmüne son verdi. Saraylar yıkıldı. "Hak geldi, Batıl zail oldu."