Neleri kaybediyoruz

Televizyonum da bir arıza yaşadım geçen gün. Kendim biraz kurcaladım, sorunun ne olduğunu çözdüm.

Bir parça sipariş verip çözebilirdim muhtemelen ama risk almayıp televizyoncuya götürdüm. Bir saat sonra aradı ve bana ana kart tamiri yapılması lazım, ücreti 10 bin TL dedi.

Televizyonu aldım, başka bir televizyon tamircisine götürdüm. Ertesi gün aradı ve panel de arıza var dedi. Ücreti için ise 7 bin TL istedi.

Bugün aldım ve başka bir televizyon tamircisine götürdüm. Tamirci sorunun ne olduğunu sordu, anlattım. Dur hemen bakalım abi dedi. (O arada çay söyledi, içiyorum, o da uğraşmaya başladı)

3 dk sonra, "abi bir küçük parça değişecek o kadar, 350 TL dedi.

Bu olay yaşanmış binlerce örnekten sadece biri…

Dün alışveriş için bir zincir markete gittim. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerdeki gibi 'fiyat ayarlaması' adı altında zam yapılmış yani haksız kazanç elde edilmişti. Peki haksız kazanç helal mi Hayır tabi. İnancımıza göre haksız kazanç hırsızlıktır, hırsızlık ise haramdır. Alın teri ise haktır, helaldir.

Çarşı pazar yanıyor. Bakkalı çakalı, marketler, tabiri caiz ise "köpeksiz köy bulmuşlar değneksiz geziyorlar." Zam üstüne zam yapıyorlar. Kimse bunlara engel olmuyor veya olamıyor. Daha kötüsü de birbirimize olan güvenimizi kaybediyoruz. Gördüğümüz herkese kuşkuyla bakmaya başladık, bu toplumsal iyi bir ruh hali değil.

Bir gerçek; cezasız kalan her suç daha büyük suçların işlenmesine sebep olur. Yapanlar, kanunsuzluğu kendilerine bir hak görürler. Bugün tam da olan bu. Oysa İslam'a göre rızık helaldir, alın teri kutsaldır.

Söylenen ve açıklanan enflasyon ateşinin düştüğüdür. Ancak değerlerimizdeki ateş bir türlü düşmüyor, yükseliyor. Hayat pahalılığı mesela, bugün var, yarın olmayabilir. Maddiyat, bugün kaybedersin yarın kazanabilirsin. Ahlak böyle mi Nimet, giderse bir daha geri gelmesi zor olur.