Yazar, Orta Doğu savaşının Türkiye ekonomisini en kötü zamanda yakaladığını ve faiz indirim beklentilerini boşa çıkardığını savunuyor. Bunun sebebi olarak enflasyon düşüşünün yavaşlaması, yüksek faiz ortamı ve rezerv tükenmesi döneminde savaşın patlak vermesini gösteriyor. Ama reel sektörün sorunları sadece savaşla mı başladı, yoksa ekonomi programının yan etkileri daha mı ağır basmakta?
Ateşkes yapıldı, ihlal edildi, müzakereler başladı, masadan kalkıldı, yeniden dönüldü... Bu döngü birkaç kez daha devam edebilir ancak görünen o ki artık savaş bitiyor. Elbette savaş sonrası normalleşme biraz zaman alacak ancak savaş öncesi duruma dönmek pek çok açıdan mümkün görünmüyor.
Savaş öncesi dönemde tüm ülkeler faiz indirim döngüsüne girmişti ve özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilere yönelik sermaye hareketlerinin artmasını öngörüyorduk. Elbette bunda Türkiye'nin verdiği aşırı yüksek reel faiz de etkiliydi ancak genel görüntü gelişmekte olan ekonomilere yönelik ilginin artması yönünde olduğu için bizde de faiz indirimlerine alan açılmıştı. Zaten uzun süredir devam eden sıkı finansal koşulların bu yılın içinde gevşemesini bekliyorduk. Yüksek bedeller ödeyerek ayakta kalmaya çalışan reel sektör bu yıl içinde finansal koşullardaki gevşemeye bel bağlamış şekilde sabırla bekliyordu. Ancak ABD, İsrail ve İran arasında başlayan savaş beklentilerin bozulmasına neden oldu ve maalesef işler daha da zor hale geldi.
Artık savaş nedeni ile yüksek enflasyon ve görece düşük büyüme süreci konusunda sanırım herkes hem fikir ve savaşın ekonomiler üzerindeki etkilerini tam olarak hesaplamak çok mümkün görünmüyor. Zira Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol'un şu ifadeleri meselenin ciddiyetinin tam kavranmadığına işaret ediyor: "Orta Doğu'daki çatışmaların ardından yükselen petrol fiyatları sorunun ciddiyetini yansıtmıyor. Piyasa algısı ile sahadaki gerçeklik arasında "kopukluk" var ancak bu iki unsurun yakın dönemde birbirine yaklaşacağını düşünüyorum." Birol daha önce de yaşadığımız enerji arz krizinin boyutunun tam olarak anlaşılmadığını söylemişti.
Savaşa bağlı olarak yaşanan enerji krizi nedeni ile oluşan yüksek fiyatların savaş biterse ya da bitme ihtimali güçlenirse düşeceği kesin. Ancak savaş öncesi seviyelerine dönmesi çok zor görünüyor. Bu da enerji fiyatı kaynaklı yüksek enflasyonu tetikleyecektir. Körfez ülkelerinin düşen talebi bizi de olumsuz etkiliyor. Ayrıca tüm dünya ekonomilerinin büyüme tahminleri de aşağı yönlü revize ediliyor. Tıpkı Türkiye gibi.
Dahası biz bu savaşa olabilecek en kötü durumda yakalandık. Enflasyon düşüşünün yavaşladığı, faizin çok yüksek olduğu ve kuru tutmak için ciddi miktarda rezerv kullanmak zorunda olduğumuz bir dönemde savaş patlak verdi. Bu durum da zaten mevcut programın yan etkileri nedeni ile zor bir dönem geçiren reel sektörün daha da zorlanması anlamına geliyor. Elbette ekonomi yönetimi eşelmobil gibi bir adım ile savaşın etkilerini hafifletecek bazı adımları devreye aldı ancak bu ve benzeri adımlar reel sektörün derdine derman olmuyor. Ayrıca Şimşek'in bir programda yaptığı konuşmada söylediği "Savaş programın süresini uzatır ama hedeflerimizden saptırmaz. Sadece ihtiyaç duyduğumuz süre artacak. 1-1,5 yıl diye öngördüğümüz süre belki 2-2,5 yıllık döneme sirayet edecek." ifadeleri reel sektörde soğuk duş etkisi yarattı.

19