Levent Yılmaz

Yeni Şafak

Reel sektörden gelen PMI sinyalleri

Bir önceki yazımda KOBİ'lerin finansmana erişiminin neden kolaylaştırılması gerektiğini ve faiz indirimleri yılın son çeyreğine kalsa bile TL ticari kredi büyümesindeki aylık 2'lik büyüme sınırının mutlaka yukarı yönlü revize edilmesi gerektiğini belirtmiştim. Tam da yazımın yayımlandığı gün açıklanan ISO Türkiye İmalat PMI verileri ve ticari kredi

Faiz indiriminden daha kritik bir konu var!

Bir süreden bu yana devam eden sıkılaştırma programının para politikası tarafında en çok konuşulan konuların başında politika faizi geliyor. Elbette bu durumun ana nedeni Merkez Bankası'nın kısa bir zaman aralığında politika faizini 8,5'ten 50'ye yükseltmesi. Bugünlerde ise en çok tartışılan konu yine politika faizi ancak bu kez piyasalar faiz indi

Sıkılaştırmanın reel kesim üzerindeki etkileri giderek belirginleşiyor!

Bir süreden bu yana devam eden ve enflasyonu düşürmek amacı ile uygulanan sıkılaştırma programının finansal göstergeler üzerindeki olumlu etkisi sevindirici sonuçlar üretmeye devam ederken, reel sektör tarafındaki bazı gelişmelerden gelen uyarı sinyallerinin frekansı artıyor.Geçtiğimiz günlerdeki yazılarımda sıkça vurguladığım üzere sanayi üretimi

Enflasyon beklentilerinde reel sektör neden ayrışıyor

Hafta başında Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'nin Temmuz ayı sonuçları açıklandı. Anket sonuçlarına göre; bu ay katılımcıların bu yılsonu için enflasyon beklentisi 43,52'den 42,95'e geriledi. Ayrıca 12 ay sonrası enflasyon beklentisi ise 31,79'dan 30,02'ye düştü. Yine aynı anket sonuçlarına göre; katılımcıların 24 ay sonrası enflasyon be

Konut sektörünü bekleyen tehlike ne

Pandemi döneminden bu yana Türkiye ekonomisinde yaşanan yüksek enflasyonist sürecin belki de en çok etkilediği alanlardan birisi konut sektörü oldu. Hem hızla artan ev fiyatları hem de kiralarda yaşanan artışlar ülke genelinde ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi. Daha çok yakın tarihe kadar yürürlükte olan 25'lik kira artış zam sınırı da dâhi

Merkez Bankası döviz kredilerini neden kıstı

Bildiğiniz üzere enflasyonla mücadele kapsamında para politikası tarafında sıkılaştırma programı zaman zaman yeni makroihtiyati uygulamaların devreye alınmasıyla beraber devam ediyor. Bu makroihtiyati tedbirlerden bir tanesi de Mayıs ayında uygulamaya konulan döviz cinsinden kredilere aylık 2'lik büyüme sınırı getirilmesiydi. Döviz kredi faizlerini

İç talep yavaşlaması verilere yansımaya devam ediyor

Devam eden dezenflasyon programının iç talep üzerindeki beklenen etkisi yavaş yavaş verilere yansımaya devam ediyor. Evvelki yazılarımda üzerinde durduğum sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı ve İmalat PMI gibi verilerde hissedilen yavaşlamaya dikkat çekmiştim. Bugün de yine TÜİK'in hesapladığı ciro endeksi ve ticaret satış hacmi endeksi veriler

Şimdiden yıl sonunu düşünmek!

Yazılarımı yakından takip edenlerin de hatırlayacağı üzere en başından bu yana 2008 Küresel Finansal Krizi'nin henüz bitmediğini, dönem dönem şekil ve içerik değiştirerek karşımıza çıkmaya devam ettiği görüşünü savunuyorum. Hatta küresel ekonominin hiçbir zaman tam anlamı ile düzelmeyeceği konusunda da artık neredeyse "sabit fikirli" hale geldim. 2

Haziran enflasyonu, dezenflasyon süreci ve beklentiler

Geçtiğimiz Çarşamba günü TÜİK, merakla beklediğimiz Haziran ayı enflasyon verilerini açıkladı. Son verilere göre enflasyon Haziran ayında aylık 1,64 ve yıllık 71,60 oldu. Böylelikle yıllık enflasyonda bir süreden bu yana konuştuğumuz üzere resmi olarak dezenflasyon süreci de başladı. Son enflasyon verilerine göz atmadan kısa bir hatırlatma yapayım.

Sanayi üretimi sinyal veriyor, PMI düşüyor, finansmana erişimde kolaylık gerekiyor!

Bir süreden bu yana uygulanan dezenflasyon yani enflasyonu düşürme programının en önemli ayaklarından birisi Merkez Bankası'nın faiz artışlarıydı. Buna ek olarak atılan makroihtiyati adımlar ile bankaların aylık ticari kredi büyümesi de daraltıldı. İç talepteki yavaşlama ve ana ihracat pazarımız olan AB'deki düşük talep de bu sürece eklenince sanay