Yazı, içten yanmalı motorlarda pazarını kaybeden Batılı otomobil üreticilerinin Çin'e yatırım ve ortaklık yoluyla elektrikli araç teknolojisinde öncü olmayı hedeflediklerini anlatıyor. Volkswagen, Mercedes, BMW gibi köklü markalar Çinli girişimlerle iş birliği yaparak daha hızlı ürün geliştirme ve düşük maliyetler elde ediyor. Ancak bu bağımlılık, Çin'in otomotiv sektöründeki kontrolünü daha da güçlendirirken, Batılı üreticilerin uzun vadedeki bağımsızlığını tehdit etmiyor mu?
Bir zamanlar içten yanmalı motorlarla Çin'de büyük sükse yapan, ancak elektrikli araç teknolojilerinin gelişmesiyle pazar payları düşen Batılı üreticiler, bu ülkeye ve Çin teknolojisine yatırımlarını artırıyor
Çin'de içten yanmalı motorlarla, üstelik de bir dönem Avrupa'da terkettikleri teknolojilerle üretim yapıp ciddi pazar payları elde eden Batılı ve Asyalı üreticiler, birkaç yıldan bu yana düşen satışlarla ve ilgiyle boğuşuyor. Üstelik, elektrikli araç teknolojilerinde ciddi gelişim kaydeden Çinli markaların, Avrupa ve diğer bölgelerde yarattığı sinerjiyle baş etmekte zorlanıyor.
İşte Batılı ve Asyalı üreticiler, bu "makus talihi", şimdilerde Çin'e ve Çinli markaların teknolojilerine yatırımla yenmeye çalışıyor. Bu nedenle de köklü üreticiler arasında "Çin'de, küresel pazarlar için..." yaklaşımı, hızla yayılmaya başlıyor. Volkswagen, Mercedes, BMW başta olmak üzere Nissan, Renault gibi şirketler, sadece yerel müşterileri geri kazanmayı değil, aynı zamanda Çin'de ürettikleri ya da buradan aldıkları son teknolojiye dayalı araçlarla yurtdışı pazarlarına açılmayı da hedefliyor.
Volkswagen, Çinli elektrikli araç girişimi "Xpeng" ile yaptığı ortaklığın yanı sıra, yüzde 5 hissesine sahip olduğu ve otonom sürüş yongası üreten Horizon Robotics sayesinde yelpazesine daha gelişmiş araçlar eklemeyi hedefliyor. Nitekim VW, Cuma günü başlayan Pekin otomobil fuarında, "Xpeng" ile ortaklaşa geliştirilen "ID. UNYX 09" Sedan ve Horizon Robotics ile ortaklıkları sayesinde otonom sürüş özelliklerine sahip "ID. AURA T6" SUV aracını da içeren 4 yeni model tanıttı.
Bir dönem "Santana" ile Çin pazarının tozunu attıran, ülkede otomobil kültürünün gelişmesine katkıda bulunan Volkswagen, bu "devasa ürün atağıyla", bu yıl içinde 20'den fazla elektrikli aracı piyasaya sunmayı ve bu sayıyı 2030 yılına kadar 50'ye çıkarmayı hedefliyor. Bu modeller arasında Çin pazarına özel farklı birer marka haline gelen AUDI ve Jetta'nın araçları da yer alacak.
VW'nin bu iddialı "geri dönüş" planı boşuna değil elbette. Nitekim şirketin, Çin satışlarındaki düşüşü, halen sürüyor. Grubun Çin anakarasındaki satışları, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15 düşüşle 548 bin adede geriledi. Bununla birlikte küresel çapta üretim adetlerini yıllık 1 milyon adetten fazla kısmayı düşünüyor.
Başkaları da izliyor
VW'nin Çin'e yaptığı yatırımların bazı yan faydaları da var. Bunlar arasında daha kısa ürün geliştirme süreci ve küresel rekabet gücünü artırabilecek daha düşük üretim maliyetleri bulunuyor. Zira, Çin'de üretilen yeni elektrikli araçlarının geliştirme sürecini yüzde 30 kısaltmış ve bazı Çin'de üretilen modellerin maliyetlerini, Almanya'da üretilen elektrikli araçların 2023 üretim maliyetlerinin yarısına düşürmüş.
Araç geliştirme süresinin düşürülmesi, Renault'nun da işine gelen bir olay. Nitekim Renault, yeni Twingo E-Tech Electric'in geliştirme süreci, Çinli mühendislik ortaklıkları sayesinde 100 hafta (yaklaşık 21 ay) gibi rekor bir sürede tamamlanmıştı. Renault ve Mercedes, halen Geely grubuyla motor ve elektrikli araç platformları üzerine iş birliği ya da ortaklık içinde bulunurken, BMW de Çin'de ürettiği MINI'nin yanı sıra bu ülkeden aldığı elektrikli araç platformları sayesinde Avrupa'da rekabetçi olmaya, ama aynı zamanda Çin'de de rekabete ayak uydurmaya çalışıyor.
Kurtarma formulü
Uzun zamandır zor günler yaşayan Nissan ise, stratejilerinde Çin'i hem teknoloji hem de bölgesel ihracat merkezi olarak yeniden konumlandırmayı amaçlıyor.
Nissan CEO'su Ivan Espinosa, "İhracat işimizi hızlandırıyoruz çünkü çok fazla potansiyel görüyoruz" derken, Çin ekosisteminde elde ettikleri teknoloji, hız ve maliyetin, kendileri için hayati öneme sahip olacağına işaret ediyor. Nitekim Nissan'ın, devlet destekli ortak girişimi "Dongfeng" ile birlikte geliştirdiği elektrikli araç platformunu kullanan "N6" ve "N7" sedanlar, markanın Çin satışlarında yüzde 25'e yakın artışı sağladı.
Ağustosta bize de gelecek
Volvo Cars'ın D-SUV sınıfındaki yeni temsilcisi "EX60", İsveç'in Göteborg kentinde, Torslanda'da bulunan tesiste üretilmeye başlandı. İsveç'te tasarlanıp geliştirilen ve üretilen ilk tamamen elektrikli model olan EX60, şimdiden planlamaları aşmış. O yüzden bu yıl 40 bin adetlik bir üretim yapılacağı söyleniyor. Country versiyonu da bulunan araçta, 3 farklı seçenek var:
369 HP güç ve 480 Nm tork üreten arkadan itişli versiyon, 80 kWsa batarya ile 620 km menzil vaat ediyor.AWD yani çift motorlu ilk versiyon ise, 503 HP güç ve 710 Nm torka sahip, 91 kWsa batarya ile azami 660 km menzil sunabilecek.AWD ikinci versiyon ise, 670 HP güç ve 790 Nm torka sahip. 112 kWsa batarya ile 810 km'ye varan menzilden söz ediliyor.En üst modelde 400 kW şarjla %10-80 şarj sadece 19 dakika sürüyor ve 10 dakikalık hızlı şarjla 340 km menzil kazanılabiliyor.
Ağustos ayında satışa sunulması planlanan araç, AWD seçenekle gelecek, ama hangi paket, onu da tarih yaklaşınca öğreneceğiz.
Scenic e-Tech Türkiye'de
Renault'nun "2024'te Avrupa'da Yılın Otomobili" seçilen C-SUV segmentindeki tamamen elektrikli modeli "Scenic E-Tech" modeli Türkiye'de satışa sunuldu.

3